ƒi®devs-i ÂLÂ님의 프로필السلام عليكم و رحمة الله...사진블로그리스트기타 도구 도움말

السلام عليكم و رحمة الله و بركاته ƒi®devs-i ÂLÂ

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

FİRDEVS-İ ALA

2월 13일

Şifahen değil acilen! FİLİSTİNE yardım lazım!

 




 

 

İHH ile yaralar sarıldı

İHH İnsani Yardım Vakfı, 2007 yılı içerisinde on binlerce hasta insanın tedavi olmasını sağladı. Ülkelerindeki işgal sebebiyle Türkiye’de yaşayan mülteciler ile sosyal güvencesi olmayan ihtiyaç sahibi insanların sağlık giderleri karşılandı. Ameliyat, muayene, fizik tedavi, tahlil ve ilaç yardımı olmak üzere toplam 1 milyon 199 bin 208 YTL sağlık yardımı yapıldı.

2007 yılı içerisinde gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yüz binlerce ihtiyaç sahibi insana sosyal yardım götüren İHH İnsani Yardım Vakfı, sağlık alanında da önemli yardımlarda bulundu. İHH, ülkelerindeki işgal sebebiyle Türkiye’de yaşayan mülteciler ile sosyal güvencesi olmayan ihtiyaç sahibi insanların sağlık giderlerini karşıladı. Ameliyat, muayene, fizik tedavi ve ilaç verme yoluyla bu insanların yaralarını sardı. Sağlıklarına kavuşmalarına yardımcı oldu.

2007 yılında 605 bin 190 YTL ameliyat, tahlil, muayene ve tedavi;  594 bin 018 YTL ilaç yardımı olmak üzere toplam 1.199 208 YTL yardım yapıldı.  1250 kişi hastaneye sevk edildi. 1820 kişi ise muayene edildi. 58 kişinin ameliyat olması sağlanırken 68 kadının doğum masrafları karşılandı.

489 kişinin tahlilleri yaptırıldı. Felçle karşı karşıya olan 8 kişi fizik tedaviye gönderildi. Gözlerinde sorun olan 88 kişiye gözlük verildi. 11 kişiye protez sağlandı. Bunun yanı sıra emar, tomografi ve endoskopi çekmesi gereken hastalara da yardımcı olundu.

Yurt içine ve yurt dışına ilaç gönderildi

Lübnan’a 174 bin 018 YTL değerinde 6 bin <st1:metricconverter productid="601 kilogram">601 kilogram</st1:metricconverter> ilaç gönderildi.

Adıyaman ve çevre il sağlık ocaklarına dağıtılmak üzere yaklaşık 120 bin YTL değerinde ilaç yardımı yapıldı.

Ayrıca vakıf merkezimizde bulunan eczanemizden aylık yaklaşık 25 ila 30 bin YTL’lik fakir ve muhtaçlara ilaç yardımında bulunuldu.  

Sağlık yardımları devam ediyor

Vakfımız hayırsever insanlarımızın bağışlarıyla halen yurt içindeki Çeçen mülteciler ile diğer ülkelerden gelen mültecilerin temel sağlık problemleriyle ilgili faaliyetlerin tümünü yürütüyor. Bunun dışında vakıf merkezimizde oluşturulan eczanemizden sosyal güvencesi olmayan Türk ve diğer ülke vatandaşlarına ücretsiz ilaç veriliyor.


SÜMEYYE'NİN KIZLARI

img93/8375/kz2of.jpg

Sümeyye!..

Ammar’ın annesi Sümeyye!..

Yasir’in sevgili eşi Sümeyye!..

Mü’minlerin cefakar annesi Sümeyye!.. Ve... Ve İslam’ın ilk şehidi Sümeyye!..

Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi...

 Evet!.. Evet, türlü işkencelerden sonra Ebu Cehil’in kalbine sapladığı mızrak ile şehadet şerbetini içen Sümeyye.

 Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce işkenceye maruz kalan Sümeyye!

O, müşriklerden işkence gördü.

Ebu Cehil tarafından da şehid edildi. Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen...

El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı istikamete doğru sürülerek kolları ve bacakları un ufak edilen...

 Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye! Allah ve Rasulü’ne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen...

 Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan...

 Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden...

Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran...

Ve bütün mü’minlerin annesi olma şerefine nail olan o güzel anne Sümeyye!..

 Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar.

Bu kez Sümeyye’nin kızlarına musallat oldular.

Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti. Gördüğü işkenceler ile...

 Akıtılan kanları ile... Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize.

“Kızlarıma sahip çıkın” demişti.

“Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!..

Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar.

Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar.

Siz de kızlarıma sahip çıkın” diye haykırmıştı.

Dün Sümeyyeler bedel ödediler. Bugün de kızları bedel ödüyorlar.

Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar!

Gürüzler, Alemdaroğulları, Serterler ve ötekiler Sümeyye’nin kızlarına zulmediyorlar.

Yani günümüzün Ebu Cehilleri!..

 Sümeyye’nin kızları yerlerde sürükleniyor.

Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar.

Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor.

Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar.

Fakat Sümeyye’nin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense!

Neredesiniz ey Sümeyye’nin oğuları? Nerelere kayboldunuz?

 Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte Allah’ın vaadini bekliyorsunuz?

Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!..

Allah herşeyden daha büyük ve güçlüdür.

Çıkın ortaya artık! Çıkın!..

İman tazeleyin ve Sümeyye’nin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!..

Yılmayın.. Ürkmeyin... Dağılmayın...

Eğer Allah’a inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür.

Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin!

Size sesleniyorum anne ve babalar!..

Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar...

 Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar...

Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar...

“Ben sana yardım ederim” diyerek, sahte bir nikah ile kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra da kapı dışarı eden dini bütün(!) adamlar...

Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar...

Söyler misiniz, siz kimsiniz? Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız?

Sümeyye’nin mi, yoksa Ebu Cehil’in mi?

Yoooo!.. Sizler asla Sümeyye’nin kızları ve oğulları olamazsınız!

Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı.

Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi.

Sümeyye’nin kızlarına zulmedenler!..

Sizler, olsa olsa Ebu Cehil’in çocukları olabilirsiniz. Yanılıyor muyum acaba?..

 Hadi, hayır bizler Ebu Cehil’in oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz...

 Aslınızı inkar edemezsiniz... Ebu Cehil’in izinde olmaktan vazgeçemezsiniz...

Ey Sümeyye’nin elleri öpülesi kızları!..

Sizlere de yalvarıyorum! Siz de sahip olduğunuz iffet, namus ve şerefinize halel getirmeyin!

 Eğer kendinize sahip çıkmazsanız, bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur.

 Huzur-u İlâhi’de sizlerden şikayetçi olurum. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.

 

2월 9일

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


"Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır..."
(AHZAB SURESİ / 6)

Danimarka'nın ardından Norveç, Fransa, Almanya, İsviçre, İtalya ve İspanya'daki bazı yayın organları da, Bende " Elhamdülillah Müslümanım" diyen biri için kendi nefsinden daha değerli olan Hz. Muhammed (s.a.v.) le alay eden,küfreden o karikatürleri neden yayınladılar.?

Rabbini unutanlar için bir hatırlatmadır bu!

Seni yaratan,besleyip büyüten,isyanlarına rağmen sana merhametle muamele eden,rızkını, sağlıgını ve daha nice sayısız nimetleri veren Herşeyin sahibi olan ALLAH Kur'an'da Şöyle buyurdu:
  • Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.   (BAKARA SURESİ / 120)
     
  • Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur,' Allah'ındır.   (NİSA SURESİ / 139)
  • Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.   (MAİDE SURESİ / 51)
     
  • Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir.   (MAİDE SURESİ / 55)
     
  • Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.   (MAİDE SURESİ / 56)
  • Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup-sakının.   (MAİDE SURESİ / 57)
     
  • Onlardan çoğunun inkâra sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır.   (MAİDE SURESİ / 80)
     
  • Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır.   (MAİDE SURESİ / 81)
  • İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.   (ENFAL SURESİ / 73)
     
  • İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir yardımcı, dost, ne bir koruyucu vardır.   (RA'D SURESİ / 37)
  • Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir.   (MÜMTEHİNE SURESİ / 9)

Rabbinizi, unutmadıysaniz, Kutsalınızı maddeye satmadıysanız,

Peygamberinizi ve sizi aşağışayanlara gerekli tepkinizi gösterin.

2월 8일

Sakın demeyin!!Seven sevdiği için herşeyden VAZGEÇER..

img151/1334/lagoyluna5yr2mn8lp.gif

Yalnızlığınızı atmak için girdiğiniz kalabalıklarda yalnızlığın en acısını yaşadığınız oldu mu hiç...
Doymak için yediğiz yemek daha da acıktırdı mı sizi hiç...

 
Hararetinizi dindirmek için içtiğiniz suyun yüreğinizi yaktığı oldu mu hiç...

 
Gülmek için olmadık şeyler denediğiniz halde gözünüzdeki yaşın sel olup aktığı oldu mu hiç...

 
Maddenin sizi sıktığı anlarda yöneldiğiniz maneviyatın sizi daha da üzdüğü oldu mu hiç...


Çaresizliğin en acısına nasıl katlanılır anlatın ne olur...

 
Maddeten çökmüşsünüz... imkanlar sebebler tamamen yok.. tek bir sığınağınız var sebeblerin tek sahibi olan Mevla'nız var.. O'na dayanmak istersiniz ama nefis ama şeytan bırakmaz sizi.. çünkü yalnızsınız sizi O'na yönlendirecek dostlarınız... nerde dostlarımmmm iyi günümde canımda olan dostlarımmmm...

 
Demeyin sakın git dostunun sinesine yaslan diye.. hani nerde dostum...


Seversiniz... gözünüz değildir aslında seven gönlünüzdür... sevmesi gereken asıl yerdir ama anlamazlar sizi.. neden gözünle sevmedin nedennnnnnn soruları sizi sıktıkça çaresizlik nasıl sarar bir bilseniz yüreğinizi...

 
Sevmek en güzel duygudur sizin için... kimse anlamasada sevdiğiniz anlar sizi... çünkü o da sever sizi.. o da görmedi sizi.. o da gönlüyle sevdi sizi... anlar sizi.. ama uzaktadır sevdiğiniz.. elinden tutmak istersiniz, eliniz kısa gelir uzanamazsınız sevdiğinizin eline.. mesafeler mekanlar şartlar izin vermez size. Çünkü anlamaz ki sevginizi madde mekan zaman...

 
Yine tek dayanağınız vardır yüreğiniz, sevginiz ve sevdiğinizin yüreğidir sizi hayata bağlayan.. onun sevgisini hissedersiniz yüreğinizde... bu sevgi her şeye bedeldir sizin için.. ama her şeye bedeldir... çünkü bilirsiniz ki bu sevgi sizi gerçek sevgiliye bağlar.. çünkü O'nun sevgisi için sevmişsinizdir sevdiğinizi ve o da O'nun için sevmiştir sizi... evet bağınız RABBİNİZDİR ve bu bağ her derde devadır aslında sizin için..

Ve yine şükür sarar sizi.. şartlar sıksada sizi.. imkansızlıklar boğsada sizi.. ne yapacağınızı bilmesenizde yine de mutlusunuzdur.. çünkü sizi anlayan biri vardır bir kişi dahi olsa sizi anlayan biri vardır.. aslında sadece onun anlaması bile her şeye bedeldir sizin için.. çünkü o sizin sevdiğinizdir... canınızdır... ve bu sevgi ve bu anlaşılma en güzel şükre bir sebebdir aslında.. şükürler olsun RABBİM en güzel bir şükürle binlerce kez şükürler olsun...
Yakup olmak isterseniz yusufunuz uzaktayken gözlerinizi körleştirmek istersiniz ama bırakmazlar sizi.. al şu gözlüğü al da dünyaya bak diye zorlarlar.. ama alamam o gözlüğü çünkü benim gözlerim yusufumda kaldı o gelmeden dünyaya bakamam... dünyanın bunca yalanı bunca dolanı bunca bitmişliğine bakamam...
Üveys olmak istersiniz... çaldığınız kapıda beklediğiniz yoksa geri dönmek istersiniz... Çünkü bilirsiniz ki gören seven göz değildir gönüldür... seviyorsanız görmesenizde sevebilir o kişiyi yaşayabilirsiniz... ama anlamazlar anlamak istemezler... Kapıda bekle derler.. gelene kadar bekle derler.. bekleyemem kapıda.. ben gözümle sevmedim.. ben gözümle görmedim... dönmek isterim kapıdan... ben yüreğimi bıraktım o kapıya.. ve kendisine gelen ve göremeden giden üveyse hırkasını veren Rasul misali sevdiğim yüreğini verdi bana... ben sevdiğimin yüreğiyle RABBİMİ bulmuşken RABBİME sığınmışken O'nun izni gelene kadar kapıdan çekilmek isterimmmm... ta ki yüreklerin sahibi yüreklerimizi kavuşturana kadar...

Mecnun olmak istersiniz... sizin sevdiğiniz size Leyla olmayı kabul etmiştir... ben Leyla'ma ben gözüyle baktım.. kimseden istemedim ona benim gibi bakın diye.. bakamazlardı zaten benim gibi ona.. onun için anlamazlardı zaten benim ona bakışımı onu sevişimi onu özleyişimi onu isteyişimi... Anlasınlar da isteyemezdim zaten...


Siz olsanız ne yapardınız...
Demeyin sakın şöyle yap buna git şundan medet iste...
Sakın demeyin maddeyi ara.. bul ve git sevdiğine...
Sakın demeyin seviyorsan gözlerin kara olsun hiçbir şeyi görme...

 

Sakın demeyin seven sevdiği için her şeyden geçer...

Ben RABBİME güvendim... RABBİME güvendim.. RABBİME güvendim....
Ve Yakup oldum sabır ile beklicem yusufumu.. gözlerim dünyaya kapalı olucak... kara gözlü olmıcam... yollara düşmicem.. çünkü biliyorum ki yollara düşmek değil aslolan.. O'na güvenip O'na sığınıp O'ndan ümit kesmeyip sabır ile beklemek olsa gerek bana düşen... ki zaten yakup'a yusufunu kavuşturan yollara düşmesi değil sabır ile beklemesiydi....
İsyan etmeden... daha bir O'na yönelerek.. daha bir O'nu arayarak.. daha bir O'nu severek... daha bir dünyaya körleşerek.. daha bir gözyaşı dökerek.. daha bir kul olarak... daha bir ümmet olarak... daha bir Yakup olarak.. daha bir Üveys olarak... daha bir Mecnun olarak... daha bir sevdiğime sevgili olarak... daha bir sevdiğime can olarak.. daha bir sevdiğimi severek... daha bir dua ederek... daha bir gözyaşı dökerek... daha bir amin amin amin
diyerek....
Dostlarım sizden dua isterim.... değildir istediğim madde... olmasın maddem.. olmasın imkanım.. olmasın olmasın olmasın...
Ama duanız olsun benim yanımda sevdiğimin yanında... ne olur dua edin yüreklerinizin güzelliğiyle dua edin...
Dua edin de sevgiyi kaldıramayan madde sevgiyi kaldıramayan nefis sevgiyi kaldıramayan şeytan kaldıramadığı sevginin gücüne yenilip yok olsun....
Dua edin de sevgiyi seven sevgiyi taşıyan sevgiyi anlayan yüreklerimiz sevdiğinin yüreğiyle bir olup sevgiyi sevgiyle yaratan en sevgiliye Mahbub'l- Hüda'ya adansın...

Selam olsun RABBİ en güzel bir sevgiyle sevenlere.. selam olsun sevdiğini O'nun izniyle sevenlere... Selam olsun canlara.. selam olsun cananlara... selam olsun kalbi O'nun aşkıyla çarpan dostlara...

Duruşumuz, dirilişimiz ola!..

 



    Nur-u aynım NAMAZ

    "ey rabbim!

    beni ve neslimden (gelenleri) de

    namazı gereği gibi kılanlardan eyle.

    ey rabbimiz! duamı kabul buyur."


Namazı gereği gibi kılmak!
Kıldığımız namazın hayatımızda gerektirdiklerini yapmak, yapabilmek. Namazı, hayatımızın mihenk taşı bilmek; namaz eksenli yaşamak ve Namazın ömrümüzü imar etmesi; hayat’a namazla ermek…namazda, Hayat’ı bilmek ve salâtımızı bir ömre yaymak!

Duruşumuzu “kıyam” eylemek, boyun büküşümüzü yalnızca ona karşı göstermek, toprağı yalnızca ona tazim için öpmek; toprağı öz’ümüz bilip ezelin ve ahiretin lisanını onda okumak. ve sohbet etmek o’nunla; ömrü, teşehhüd miktarı kadar yaşasak da o’nun huzurunda olarak yaşamak…

Ve niyaz…ve niyaz…ve naz..
Ve diri bir yürekle “hûş der dem” halinde olmak,
Ve.. her şeyin lehine şahitlik etmesi!

İbrahimî bir nefesle başlamalı hayat! hay-at!
“Elif” misali kıyam eden, “dal” misali rükûda boyun büken ve “mim” misali perdeleri kaldırıp yâr’a varan bir “adam” vasfında devam etmeli…

Her dem namazda!
Her dem diri; âyinesi olduğu esma-i hüsnâ’nın vasfı gibi.
Her dem yeniden koyulmalı yüreğe giden yola; bitirmeli bu sürgünü. hani der ya şair;

“Uzatma dünya sürgünümü benim” diye..

O, uzatmıyor zaten; o kabul ediyor hicretimizi, biz muhacir olmayı kabul ettiğimiz her vakitte melekût aleminin erlerini ensâr olarak yolluyor dualarımıza…yüreğimizin eza çektiği yetmez mi ki biz hâlâ fani sevdaların eşiğinde acı çeker dururuz, bizim bir sadık dostumuz mu yok acaba hicret için, sığınacak sevr'imizi talan mı ettik yürek savaşımızda? artık avcumuzda biriktirip durduklarımızı zulmeden ben’imizin suratına savurup gitmek vaktidir..sîmasında secde izi olanların vasfına bürünmek vaktidir.

İbrahimî bir nefesle boyanmış, makbul bir duanın eşiğinde bir ümmetiz ..nefesimizi nefesinin rengine boyarsak, müdavimi olacağız namazımızın, muhatabı olacağız yâr’in …yoksa bir iç acısı olacak namazlarımızın hali; bir iç acısı olacak kıyametteki halimiz!

“…. suçlulara:

"sizi kavurucu ateşe sokan nedir?" (diye) sorarlar.

(günahkarlar) derler ki: "biz namaz kılanlardan değildik”

Duruşumuz, dirilişimiz ola!

nokta
1월 28일

40 hadis

1- 
 
 

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ         

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.

 2-

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır. 

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

 3-

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

 4-

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

 

 

5-

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

 6-

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

Tirmizî, İlm, 14.

 7-

لاَ يُلْدَغُ  اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

Mümin, bir  delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

 8-

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.

 9-

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi  sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.

 10-

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

 11-

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

 Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

 12-

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.

 13-

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

 14-

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

 15-

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n  kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

 

 16-

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

 17-

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

 18-

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.

 19-

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.             

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

 20-

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.

 21-

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

Tirmizî, Birr, 36.

 22-

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

 23-

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.

Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.

 24-

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:

Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası.

İbn Mâce, Dua, 11.

 25-

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.

 26-

  خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.

 27-

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı

göstermeyen bizden değildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

 28-

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

 29-

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ  الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.

 30-

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

 31-

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;

ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

 32-

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden

veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle

geçiren kimse gibidir.

Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

 33-

كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

Her insan hata eder.

Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

 34-

عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ  إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir  darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

                  Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.

 35-

مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

Bizi aldatan bizden değildir.

Müslim, Îmân, 164.

 36-

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) 

cennete giremezler.

Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

 37-

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ  عَرَقُهُ

İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

İbn Mâce, Ruhûn, 4.

 38-

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

 39-

إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

 وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

 40-

اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

Tirmizî, Cum’a, 80.

____׺°”˜`”°º×W€lcom€ tO my spac€×º°”˜`”°º×____

Assalamu alaikum moslim brother or sister I hope your like this space.I will be very glad if you visit my guestbook..

 

               

   img388/3531/gif121old8bz.gifCountersimg388/3531/gif121old8bz.gif

                   

LOGOMU SAYFANIZA EKLİYEBİLİRSİNİZ 

<A href=http://spaces.msn.com/members/firdevsiala /"><IMG style="WIDTH: 160px; HEIGHT: 169px" height=321 alt=" _FİRDEVS-İ ALA_ya ulaşmak için tıklayın!" src=http://img450.imageshack.us/img450/1162/kkkiz1pg.jpg width=280 border=0></A> 

 

       _FİRDEVS-İ ALA_ya ulaşmak için tıklayın!    

                _NUR ALEMi_hakiki aşka açılan kapıyı aralamak için tıklayınız!!    TurkOscars Oylaması by LeoTheMaster       GüleSevdali’nin sayfasina ulasmak icin tiklayiniz!     

   

السلام عليكم و رحمة الله و بركاته 
Sevgililer Sevgilisine Güller               sevgiliye(s.a.v)

 

         _ ÂhSen-Ì TA|{vÌm _En güzel zamana ulaşmak için tıklayın!         

Nur-ul Envar (nurlara nur veren Allah(c.c.)) designed by saliha

 

BAKALIM KAÇ DAKİKA MİSAFİRİM OLDUNUZ? 

 

1월 27일

BAŞÖRTÜM

 ana.gif
 
img106/9408/hereyeramenyoladevam4wn.gif
 

 YERYÜZÜNDE  BAŞÖRTÜSÜ  ZULMÜ'nün  SONA  ERMESİ  DİLEĞİ   İLE...

Ve Sizler...

O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu..

Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz.

İnce Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü ''Nur'' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..

Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün.

Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu...

Ve derken..

Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu..

Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı...

Siz.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz..

Siz.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz

Siz.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız..

Siz.. iffet ve namus timsalleri...

yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız...

Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..

 

Ve Sizler BACILARIM..
 Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken bacılarım...
Allah yolunda her türlü tehdide, işkenceye, zulme göğüs geren, dövülen, horlanan.. Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın nurunu dalgalandıran..
Allah için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı alaya dayanmış sizler...! 
BACILARIM... SİZLERE SELAM OLSUN!
Ve sizler, öyle kimselersiniz ki; Allah ve Rasulünü dünyadan ve dünyadakilerden üstün tutanlarsınız...
- Sizler Allah'tan ümit kesmeyenlersiniz..
- Sizler Dertlerini sessiz-beyaz dilekçelerle Allah'a sunanlarsınız..
- Sizler istediklerini yalnız ve yalnız Allah'tan isteyenlersiniz..
Ve sizler..
-Allah'ın mahşerdeki hesabını unutup, size alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların yüzüne; Şanlı direnişinizi tokat gibi çarpan sümeyyelersiniz.. SİZLERE SELAM OLSUN..
Bakın! duyuyormusunuz..
İşte ecdadın sitemkar sesleri Şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor.. Vatan için, millet için, bayrak için, Kur'an için, başörtüsü için, namus için can vermiş.. Şehit olmuş şanlı ecdad..
Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik..
Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız.. Mezarlarında rahat uyumayan yüzbinlerce şehid'in al kanları..
BACIM İnan ki, senin başörtünde gül bahçesine dönüşmüş..
Onların kanları boşa akmamış..
Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü imamlar, Akifler..
Ey Sütçü imam.. İki bacımızın yaşmağını aldılar diye maraşı kana buladın.. HEYHAT..!
Gel görki, şimdi senin şuuruna ne kadarda da muhtacız..
Hakkını helal et! Senin emanetine sahip çıkamadık..
Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..
Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman olamadık..
Onlar okumak istiyorlar..
Ama gel görki senin torunlarını başörtülü diye sokmuyorlar okullarına..
O gün fransız, ingiliz yunan dölleri; 
Bayrağa, başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..
Bugün adı müslüman olan, Mehmetler, Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı kesilmişler.. Başörtüsünü düşman bellemişler..
BACIMIN İFFETİ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE.. ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ ! TÜKÜRSEM YÜZÜNE diyor merhum Akif Reziller görevlerini yapıyorlar..
Peki ya bizler? Adı müslüman olan bizler..
Lafı gelince mangalda kül bırakmayan bizler, üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş..
Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların gözyaşlarını izliyoruz. utanmadan.. utanmadan..
Ve SEN okula alınmayan, gözyaşları arş-ı alayı titreten BACIM..
BAKAMIYORUM YÜZÜNE.. UTANIYORUM..
Sana karşı vazifemi yapamadım..
Beni affet.. Biliyorum..
O her şeyin hesabının hakkıyla sorulduğu yerde, yakama yapışacaksın..
sana diyecek sözüm yok..
Tükür.. Tükür yüzüme.. bacım.. Tükür.. Tükür..
Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin hepsinin yüzüne tükür..! AH BACIM..
Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin önünde, şimdi neler var neler..
Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar.. Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde öyle bir pas varki, kapkara.. Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş.. Ah BACIM ah..
Sen yinede üzülme..
Hergün beraber olduğun insanlar, hemde adı müslüman olan bunca insan, annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası hepimiz..
Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni düşündürmesin..
ağlatmasın..
Bizler vazifemizi yapamasakta sen yine de üzülme..!
Ümitvar ol.. BACIM..
Unutma! tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Çevirmez ahını Allah öksüzün Pek basittir, devrilmesi köksüzün Her kim olsa haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yolunuz her zaman Allah yoludur! Bu öyle bir çileki, kökü şehid kanıdır! Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yalana hayır, bu gerçeğe evet Mücadeleden yılma, kalsanda tek fert Birde ötesi var, buranın elbet, Nasıl olsa güleceksin... güleceksin... Güleceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
ALLAHIM, Bizlere yüzümüz ağırtan böyle nesiller verdiğin için sana şükürler olsun..
ALLAHIM, Ayakları senin davanda sabit olan bu güzide evlatları, bütün ümmeti muhammede ibret eyle, rehber eyle..
ALLAHIM, Bütün bu yapılanlar, ümmetin dağınıklığından..
En kısa zamanda bütün müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip eyle..
ALLAHIM sen Mevlamızsın..
Bizleri bağışla..
bizleri şuurlandır..
gözlerimizi aç..
kalplerimizi yumuşat..
ayaklarımızı kaydırma..
davamızda zafer nasip eyle..
AMİN... AMİN... AMİN
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
 
BaSöRTüSüNe öZGüRLüK KaMPaNYaSI
1월 20일

Örümcekteki mucize

Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu'  olsun diye yaratmadık. Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler. (Duhan Suresi, 38-39)

Çoğu insan örümcekleri sadece, avlanmak için ağ kuran hayvanlar olarak bilir. Bu eksik bir bilgidir çünkü birer mimarlık ve mühendislik harikası olan bu ağlar, örümceklerin avlanmak için kullandıkları tek yöntem değildir. Örümcekler, ağ örmenin yanısıra avlanmak için son derece şaşırtıcı taktikler de kullanırlar.

Resimde görülen çiçeğin ve örümceğin renkleri tıpatıp aynıdır.Öyleki bazı böcekler çiçek zannederek örümceğin üzerine konarlar.Bu iki canlıyı birbirlerine tam uyumlu olacak şekilde,Aynı renkte yaratan üstün güç sahibi ALLAH'tır.

   

Bilim adamlarının asırlardır kimyasındaki esrarı çözmek için çalışmalarını sürdürdüğü örümcek ağlarının, aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu belirlendi.

 

Taklit edilmesi durumunda teknoloji ve endüstride kullanılabileceği pek çok alan hayal bile edilemezken, örümcek ağlarının kimyasal özellikleri sebebiyle gerçek birer mühendislik mucizesi olduğu bildirildi. Uzmanlar iz bırakmayan ameliyat ipliklerinden, çok hafif kablolara, kurşun geçirmez kumaşlardan esneyen emniyet kemerlerine kadar pek çok alanda kullanılacak olan ağların esrarını çözmeye çalışırken ilginç bulgulara ulaştı.

 

 

Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu tespit edilirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı kadar esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olma özelliğini de bünyesinde barındıran örümcek ağları, dünyanın çevresi boyunca uzaması halinde 320 grama ulaşıyor.

 

Örümceklerin 380 milyon yıldır ördükleri ipliklerin hammaddesinin saç, tırnak, tüy ve deri gibi birbirinden çok farklı maddelerin yapı taşı olan "keratin" adlı proteinden oluştuğunu belirleyen zoologlar, gerilme esneklikleri çok fazla olan örümcek ipeğini kopartmak için gereken enerjinin, benzer biyolojik materyalleri koparmak için gereken enerjiden on kat daha fazla olduğunu ortaya çıkardılar.

 


Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.) (Hud Suresi, 56)

 

Renk körü olan örümceklerin bozulan ağını yiyerek yeniden iplikçik ürettiği de kaydeden uzmanlar, ağların tamamen geri dönüşümlü olması sebebiyle araştırmalarını aralıksız olarak sürdürüyor...

        

1월 4일

1400 YIL ÖNCE GELEN E-MAİL

Ey Allah (c.c.)ın kulları!

Bugünün genç müslümanları!

Her gün sabırsızca bekliyorsunuz,

"Bana e-mail geldi mi?" diye.

Günde bir kaç kez online oluyorsunuz.

Mutlu oluyorsunuz,

"Bir mailiniz var!" yazdığında.

Okumak için sabırsızlanıyorsunuz.

Bazı mesajlar gerçekten güzel,

Arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan sıcacık.

Fakat çoğu öylesine gelmiş; alakasız.

Sadece zamanınızı alıyor.

Derhal siliyorsunuz.

Biliyor muydunuz, yaklaşık 1400 yıl önce,

Allah(c.c.) size uzun bir e-mail gönderdi.

Meleği Cebrail(a.s.) aracılığıyla elbet,

Kulu Muhammed Aleyhisselatuvesselam’a

Açtınız mı bu e-maili?

Subject: Kur’an,

"Kuşku Barındırmayan Rehber"

Download ettiniz mi bu dosyayı?

Kalbinize bookmark’ladınız mı?

Hayatınızın "favoriler"ine eklediniz mi?

Her sabahınızın "başlangıç sayfası" yaptınız mı?

Açtıysanız bu e-maili

Hepsini okumuş olmalısınız...

Gönderilen elçilerin kıssalarını...

Helak olan kavimlerin öykülerini...

İnsanlığa mesajları,

Günlük hayatınızın rehberini,

Geleceğe dair güzel haberleri, müjdeleri.

Allah’ın sizden "reply" edip,

E-mail olarak iyi amel beklediğini.

şimdi, her sabah uyandığınızda;

İlk bu e-maili okuyun.

Kur’ân’da "save" edildiği şekliyle,

Hatırlayın ve ona göre "reply" eyleyin.

Sevgili genç müslümanlar;

İslamın geleceğine "enter"leyin.

 
12월 28일

PEYGAMBERİMİZ(S.A.V)İN GÜZEL AHLAKI

                                                                                        

 

Peygamber Efendimiz (sav), Allah'ın "… ancak o,   Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur." (Ahzab Suresi, 40) ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için son peygamber olarak gönderilen,     Allah'ın en son hak kitabını vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah'a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı, Allah'ın dostu, Rabbimiz'in Katında üstünlüğü olan, müminlerin de dostu, en yakını ve velisidir.

Allah, "Gerçek şu ki, Biz senin üzerine 'oldukça ağır' bir söz (vahy) bırakacağız" (Müzzemmil Suresi, 5) ayetiyle de bildirdiği gibi son peygamber olan Hz. Muhammed (sav)'e önemli bir sorumluluk vermiştir. Peygamberimiz (sav) ise, Allah'a olan güçlü imanı ile,        Allah'ın kendisine verdiği sorumluluğu en güzeliyle yerine getirmiş, insanları Allah'ın yoluna, hidayete davet etmiş ve tüm inananların yol göstericisi ve aydınlatıcısı olmuştur.

Peygamberimiz (sav)'i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz. Günümüzde insanlar, özellikle de gençler birçok insanı kendilerine örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenmekte, onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu insanların büyük bir çoğunluğu doğru yolda olmadığı gibi, tavır ve ahlak güzelliğine de sahip değildirler. Bu nedenle insanları doğru olana, en güzel ahlak ve tavıra özendirmek önemli bir sorumluluktur. Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi, Hz. Muhammed (sav)'dir. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirmektedir:

Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler de, Allah'ın müminler için örnek kıldığı, Allah'ın razı olduğu kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi'nde şöyle bildirmektedir:

Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)

Bu kitabın hazırlanış amacı da Peygamberimiz (sav)'i birçok yönüyle tanıtmak, onun ahlakını örnek alan insanlardan oluşan bir topluluğun ne kadar üstün özelliklere ve güzelliklere sahip olacağını göstererek, insanları Peygamberimiz (sav)'in ahlakına özendirmektir. Peygamberimiz (sav)'in"Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitabı ve Resulü'nün sünneti"1 hadis-i şeriflerinde de bildirdiği gibi, Müslümanların en önemli iki yol göstericisi Kuran ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetidir. Peygamber Efendimiz (sav) hem güzel ahlakı ile insanlara örnek olmuş, hem de insanları güzel ahlaklı olmaya çağırmıştır. "Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder" 2buyuran Peygamberimiz (sav), bir sözünde de "Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer 3 demiştir.

Peygamberimiz (sav)'in izinden giden Müslümanların da, hem tüm insanlığa güzel ahlakları ve iyi huyları ile örnek olmaları, hem de sözlü ve yazılı olarak onları güzel ahlaka davet etmeleri gerekir.

Peygamberimiz (sav)'in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran'da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:

Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun. Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler. Sizden, hanginizin 'fitneye tutulup-çıldırdığını'. Elbette senin Rabbin, kimin Kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir. (Kalem Suresi, 1-7)

Allah bu ayette ayrıca Peygamberimiz (sav) için kesintisi olmayan bir ecir olduğunu bildirmiştir. Bu, Hz. Muhammed (sav)'in daima güzel ahlak gösterdiğini, takvadan hiçbir zaman ayrılmadığını gösteren bir bilgidir.

Peygamberimiz (sav)'in de "İmanın kemali, güzel ahlakladır" 4 sözleriyle belirttiği gibi, imanın en önemli alametlerinden biri güzel ahlaktır. Bu nedenle güzel ahlakın en güzel örneklerini öğrenmek ve uygulamak önemli bir ibadettir.

PEYGAMBERİMİZ (SAV) YANINDAKİLERE DAİMA HOŞGÖRÜLÜ DAVRANMIŞTIR

Daha önce de belirtildiği gibi Peygamberimiz (sav)'in yanında her karakterden, her düşünceden insan vardı. Ancak Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca her biri ile tek tek ilgilenmiş, her birinin eksiklerini ve hatalarını düzeltmek için onları uyarmış, temizliklerinden imanlarına kadar onları her türlü konuda eğitmeye çalışmıştır. Onun bu şefkatli, hoşgörülü, anlayışlı ve sabırlı tavrı, birçok insanın kalbinin dine ısınmasına ve Peygamberimiz (sav)'e büyük bir içtenlik ve sevgi ile bağlanmalarına vesile olmuştur. Allah, Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresindekilere gösterdiği bu güzel tavrını Kuran'da şöyle bildirmektedir:

Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile… (Al-i İmran Suresi, 159)

Allah bir başka ayetinde ise Peygamberimiz (sav)'e çevresindekilere karşı nasıl davranması gerektiğini şöyle bildirmiştir:

Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver. (Kaf Suresi, 45)

Peygamberimiz (sav), çevresindekilere dini zor kullanarak veya şart koşarak kabul ettirmeye çalışmamış her türlü durumda güzellikle anlatmıştır.

Peygamberimiz (sav) güçlü vicdanı ile ümmetini her yönüyle sahiplenmiş, onlara her konuda bir velinimet olmuştur. Bu özelliklerinden dolayı  Peygamberimiz (sav) Kuran'ın birçok ayetinde "sahibiniz" (arkadaş, sıkı dost, sahip) olarak zikredilir. (Sebe Suresi, 46/Necm Suresi, 2/ Tekvir Suresi, 22)

Peygamberimiz (sav)'in bu vicdanlı tavrını takdir edip anlayabilen müminler de, onu kendilerine herkesten çok daha yakın görmüşler ve onu kendi nefislerinden çok daha üstün tutmuşlardır. Bir ayette Allah bunu şöyle bildirir:

Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir… (Ahzap Suresi, 6)

Büyük İslam alimi İmam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresindekilere karşı tutumunu şöyle özetlemiştir:

"... Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi.

... Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi.

Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi. İnsanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır."9

Peygamberimiz (sav)'in çevresindekileri dine bağlayan ve kalplerini imana ısındıran insan sevgisi, ince düşüncesi ve şefkati, tüm Müslümanların önemle üzerinde durmaları gereken bir ahlak üstünlüğüdür.

PEYGAMBERİMİZ (SAV) MÜMİNLERE ÇOK DÜŞKÜN VE ŞEFKATLİYDİ

Peygamber Efendimiz (sav) çok içli, şefkatli, anlayışlı, sevgi dolu bir insandı. Dostlarının, yakınlarının, kendisine tabi olan tüm müminlerin maddi ve manevi her türlü sorunu ile ilgilenir, sağlıkları, güvenlikleri, neşeleri için tüm tedbirleri alır, onlara koruyucu kanatlarını gerer, imanlarını ve takvalarını sürekli takviye ederek ahiret hayatlarını düşünürdü. Peygamberimiz (sav)'in bu tüm insanlığa örnek olan güzel özellikleri ayetlerde şöyle bildirilmektedir:

Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir. (Tevbe Suresi, 128)

"Ve müminlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger." (Şuara Suresi, 215)

Peygamberimiz (sav)'in eğittiği müminler de onun güzel özelliklerini kendilerine örnek aldıkları için, Kuran'da da zikredilerek tüm insanlığa duyurulan fedakarlıklarda, şefkatli ve merhametli tavırlarda bulunmuşlardır. Bir ayette müminlerin birbirleri için yaptıkları fedakarlık şöyle anlatılır:

Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)

Peygamberimiz (sav)'in eğittiği ve Kuran ayetlerine gönülden bağlı müminler, esirlere karşı dahi koruyucu tavırlar göstermişlerdir. Onların bu örnek ahlakları ayetlerde şöyle bildirilir:

Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür. Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkuyoruz." (İnsan Suresi, 8-10)

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına da merhametli olmalarını hatırlatmış ve onlara en güzel örnek olmuştur:

"Merhamet edin, merhamet olunasınız. Af edin, af olunasınız. Yazık, laf ebesi olanlara. Yazık günahlarına bilerek devam edip, istiğfar etmeyenlere."24

"Merhamet etmeyene merhamet edilmez."25

"Allah refikdir (merhametli ve şefkatli), rıfkı sever ve rıfka mükabil verdiğini başka hiçbir şeyle vermez."26 )

PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN MÜMİNLER İÇİN BAĞIŞLANMA DİLEMESİ VE DUA ETMESİ

Peygamberimiz (sav)'in müminlere olan sevgisinin ve düşkünlüğünün bir sonucu olarak, onların hataları için Allah'tan bağışlanma dilemiştir. Allah'ın kutlu Peygamber Efendimiz (sav)'e bu konudaki emirleri ise şu şekildedir:

Ey Peygamber, mümin kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mümtehine Suresi, 12)

Şu halde bil; gerçekten, Allah'tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için mağfiret dile. Allah, sizin dönüp-dolaşacağınız yeri bilir, konaklama yerinizi de. (Muhammed Suresi, 19)

"… Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir." (Nur Suresi, 62)

Allah Tevbe Suresi'nde ise, Peygamberimiz (sav)'e müminler için dua etmesini şöyle bildirmektedir:

… Onlara dua et. Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.' Allah işitendir, bilendir. (Tevbe Suresi, 103)

Ayette bildirildiği gibi Peygamberimiz (sav)'in duası müminler için bir sukunete ve huzura vesile olmaktadır. Şunu hiç unutmamak gerekir ki, kalbe huzur ve sukunet veren sadece Allah'tır. Allah, müminlerin velisi, koruyucusu olarak vekil kıldığı peygamberinin duasını müminlerin rahatlığı, huzuru için vesile etmektedir. Rabbimizin şefkati, merhameti, müminleri esirgeyen ve koruyan olması Peygamberimiz (sav)'in ahlakında en fazlasıyla tecelli etmektedir.

Peygamber Efendimiz (sav) bir sözlerinde müminlere dua hakkında önemli bir konuyu şöyle hatırlatmışlardır:

"İcabetten emin olarak Allah'a dua edin."27

PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN İNCE DÜŞÜNCELİ VE NEZAKETLİ OLMASI

Peygamberimiz (sav)'in döneminde çevresinde bulunan insanların bazılarının görgü ve kültür seviyeleri düşüktü. Bu kişilerin ince düşünceli olmadıkları, rahatsızlık verebilecek tavırları hesaplayamadıkları bazı ayetlerden anlaşılmaktadır. Örneğin evlere ön kapılarından değil de arka kapılarından girdikleri, Peygamberimiz (sav)'in evine yemek saatinde geldikleri ya da uzun uzun konuşup Peygamber Efendimiz (sav)'in vaktini aldıkları ayetlerde bildirilmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ise, son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Çevresindeki kişilerin rahatsızlık verici tavırlarını her zaman güzellikle uyarmış, onların gönüllerini almış ve büyük bir sabır ve emekle onları eğitmiştir. Ve bu ahlakıyla da tüm müminlere çok güzel bir örnek olmuştur.

Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz, Peygamberimiz (sav)'e bu konuda da yardımcı olmuş, onu ayetleri ile desteklemiştir. Bu konudaki ayetlerden biri şöyledir:

Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. (Ahzap Suresi, 53)

Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimiz (sav)'in nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav), hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.

 Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresinde bulunan yakın sahabelerinin aktardıkları olaylardan da anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz (sav), "son derece nazik, nezih, zarif, latif ve ince düşünceli" idi. Edep, terbiye ve görgü kurallarını hayatında en güzel ve en ideal şekliyle uyguluyordu.

Hz. Ayşe (ra), "Resulullahtan daha güzel ahlâka sahip hiç kimse yoktur. Ashabından ve ailesinden birisi kendisine seslenince, 'Buyurun' diye karşılık verirdi. Bu sebeple Allah, ona, 'Sen yüksek bir ahlâk üzeresin' buyurmuştur"29 diyerek Peygamber Efendimiz (sav)'de gördüğü güzel ahlakı anlatmıştır.

Peygamber Efendimiz (sav)'in evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)'in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır:

"Kendisine bir şey soranı can kulağıyla dinler, soruyu soran yanından ayrılmadıkça, onu terk etmezdi. Resulullah ile bir kimse tokalaşırsa veya bir kimse tokalaşmak için elini uzattığında, karşısındaki kişi elini çekmeden Resulullah elini çekmezdi. Biriyle yüz yüze gelince de, karşısındaki, yüzünü çevirip ayrılmadıkça Resulullah o kimseden yüzünü çevirmezdi. Önüne oturan kimseye hiçbir zaman ayaklarını uzatmazdı. Karşılaştığı kimseye önce kendisi selâm verirdi. Ashabıyla tokalaşmaya önce kendisi başlardı."

"Sahabîlerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali'ye 'Ebû Turab', bir başka Sahabîsine 'Ebû Hüreyre' gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı."

"Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi.

"Resul-i Ekrem'e on sene hizmet ettim. Vallahi, bana 'Öf' bile demedi. Yapmakta geciktiğim veya yapmadığım bir emrinden dolayı beni azarlamadığı gibi, ailesinden azarlayan olursa, onlara da, 'Ona dokunmayın. Bu işi yapması takdir edilmiş olsaydı yapardı' buyururdu."

"Bir gün bir iş için bir yere gitmemi emir buyurdu. Huzurlarından çıktıktan sonra sokakta birkaç çocuğun oynadığını gördüm ve onları seyretmeye daldım. Derken arkadan birisi iki eliyle başımı tuttu. Döndüğümde baktım ki, kendisi. Gülüyor. Bana: 'Enesçiğim sana söylediğim yere gittin mi?' dedi.

'Hayır, daha gitmedim, gideceğim' dedim.

'Ben ona senelerce hizmet ettim. Vallahi bir defa olsun yaptığım bir iş için 'Niçin yaptın?', yapmadığım bir iş için 'Niçin yapmadın?' dediğini hatırlamıyorum."30

Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca binlerce insanı eğitmiş, dini, güzel ahlakı bilmeyen insanların güzel tavırlı, ince düşünceli, fedakar, üstün ahlaklı insanlar olmalarına vesile olmuştur. Kendisinden sonra da sözleri, tavrı ve ahlakı ile milyonlarca insanın eğitimine vesile olan Peygamberimiz (sav), çok hayırlı bir yol gösterici ve eğiticidir.

PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN TEMİZLİĞE VERDİĞİ ÖNEM

Kalp ve ahlak temizliği kadar beden, giysi, mekan ve yediği yiyeceklerin temizliği de Müslümanların en belirgin özelliklerindendir. Bir Müslümanın saçları, eli, yüzü, bedeninin her yeri daima tertemiz olur. Kıyafetleri de her zaman temiz, bakımlı ve düzgündür. Çalıştığı veya yaşadığı mekanlar da her zaman derli toplu, temiz, hoş kokulu, havadar ve ferahlık verici olur. Müminlerin bu özelliklerine en güzel örnek yine Peygamberimiz (sav)'dir. Allah, bir surede Peygamberimiz (sav)'e şöyle buyurmuştur:

Ey bürünüp örtünen, Kalk (ve) bundan böyle uyar. Rabbini tekbir et (yücelt) Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş. (Müddessir Suresi, 1-5)

Allah Kuran'da müminlere temiz olan şeylerden yemelerini bildirmiş, Peygamberimiz (sav)'e de, temiz olan şeylerin helal olduğunu müminlere bildirmesini söylemiştir:

"Ey elçiler, güzel ve temiz olan şeylerden yiyin…" (Müminun Suresi, 51)

"Sana, kendilerine neyin helal kılındığını sorarlar. De ki: "Bütün temiz şeyler size helal kılındı." Allah'ın size öğrettiği gibi öğretip yetiştirdiğiniz avcı hayvanlarının yakalayıverdiklerinden de -üzerine Allah'ın adını anarak- yiyin. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir." (Maide Suresi, 4)

Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde de müminlere temiz olmayı şöyle öğütlemiştir:

"Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer."31

 

 

 

12월 21일

...........In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful. .................

        

Hosted by Putfile.com

 
     
     الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
 
         الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ  
                
         مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ 
 
 
      إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ 
 
 
          اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
 
 
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ  
 
 
=====================================
 
 
1. In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

2. Praise be to Allah, the Cherisher and Sustainer of the worlds;

3. Most Gracious, Most Merciful;

4. Master of the Day of Judgment.

5. Thee do we worship, and Thine aid we seek.

6. Show us the straight way,

7. The way of those on whom Thou hast bestowed Thy Grace, those whose (portion) is not wrath, and who go not astray.

 

=====================================

 

1.Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

2.Hamd alemlerin Rabb'i olan Allah'adır.

3.(O Allah) Rahman ve Rahim'dir.

4.Hesap gününün sahibidir.

5.(Ey Rabb'imiz!) Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.

6.Bizi doğru olan yola ilet.

7.Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Gadaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil

     
12월 18일

BOYCOTT ISRAEL

                  BOYCOTT ISRAEL          

 EY MÜSLÜMAN...! 
DEĞERİNİ BİL... KENDİNİ KÜÇÜLTME... BENİM BOYKOT ETMEMLE NE OLUR DEME SAKIN HA..! UNUTMAKİ, YERYÜZÜNDEKİ MÜSLÜMANA SIKILAN MERMİLER, AŞAĞIDAKİ ALDIĞIN ÜRÜNLERİN GELİRİ İLE YAPILMAKTADIR...

Ve unutma ki; BUNUN HESABINI ÖBÜR ALEMDE VERECEKSİN.
Ve unutma ki; SIRA SANA DA GELEBİLİR...
Ve unutma ki; FARKLI MEKANDA YAŞADIĞIN İÇİN BU MERMİLER SANA SIKILMIYOR...!

   İsraili ve yandaşlarını boykot et!!

 

                       

                       

                       

                       

ŞEYTANDAN MEKTUP/BUNU OKUYALIM,OKUYALIMDA GAFLETTEN UYANALIM BİİZNİLLAH..

img88/3517/dnya0fb.gif

Seni dün günlük işlerini yaparken gördüm.

Namaz kılmadan, dua etmeden bir günü daha geçirdin.

Hatta yemek yerken ve yatarken bile dua etmek için vakit ayırmadın.

Çok nankörsün! Seninle gurur duyuyorum.

Benimle olduğun için çok mutlu olduğumu söyleyemem.

Hatırlıyormusun? Senelerdir beraberiz ama seni hala sevmiyorum.

Doğruyu söylemek gerekirse: Senden Allah'tan nefret ettiğim için nefret ediyorum.
Allah beni cennetten attığı için bende seni kullanıyorum.

Seni de Allah'ın bana yaptıklarını ödetene kadar kullanacağım, ondan sonra sende defolup gidebilirsin.
Biliyormusun aptal.

Allah seni seviyor, ama sen hayatın boyunca benim yanımdaydın. Bunun içinde seni ödüllendireceğim.

Hayatının berbat olmasını sağlayacağım. Biz ikimiz beraber kaldıkça bu Allah'ı çok üzecek.

Zaman senin hayatını kimin yönlendirdiğini O'na gösterecek.

Ve bu senin sayende olacak.
Geçirdigimiz güzel günleri hatırla, insanları nasıl hor görüyorduk,

onlara küfür ediyorduk,

çılgın partilere gidiyorduk,

hırsızlık
yapıyorduk,

nasıl iki yüzlü davranıyorduk,

sigara kullanıyorduk,

camii'ye gitmiyorduk, dedikodu yapıyorduk.....
Bunların hepsini kaybetmek istemezsin değil mi?
Hadi gel aptal! Sonsuza dek beraber yanalım!

Senin için çok şeyler
düşünüyorum.
Bu mektupu sana ne kadar değer verdiğimi söylemek ve hayatının büyük bir parçasını kullanmama izin verdiğine teşekkür etmek için yazıyorum.
Aptal, bazen sana çok gülüyorum.

Öyle salaklıklar yapıyorsunki, benim bile miğdemi bulandırıyorsun. Sen böyle devam et.

Yeni nesile yalancılığı, aldatmayı, kumarı ve camii yerine diskolara gitmeyi öğret.
Sen bunları onların yaninda yap ki onlarda seni örnek alsınlar. Bir zaman sonra onlarda aynısını yapacaklardır.

Çocuklar böyle işte.
Neyse, şimdi gitmeliyim ama birkaç saniye sonra tekrar seni görmeye geleceğim.

Azıcık aklın olsaydı tövbe etmek için biryerlere giderdin ve yaşayacak olduğun bir kaç seneyi de Allah'la beraber geçirirdin. 
Bir kimseyi uyarmak karakterimde yoktur aslında, ama seni tanıyorum.

Sen zaten benim yanımdan ayrılmazsın.

Senin yaşında olan bir insanın hala günah işlemeye devam etmesi saçmalık olsada.

Sakın beni yalnış anlama, senden hala nefret ediyorum, ve bu böyle devam edecek. Beni gerçekten seviyorsan tabiki bu yazıyı kimseyle paylasmazdın. Ölüm bizi buluşturana kadar.....

 

ŞEYTAN (ALINTI)

img52/3718/fire3iq.gifimg52/3718/fire3iq.gifimg52/3718/fire3iq.gifimg52/3718/fire3iq.gifimg52/3718/fire3iq.gifimg52/3718/fire3iq.gifimg52/3718/fire3iq.gif

EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM(KOVULMUŞ ŞEYTANDAN RABBİME SIĞINIRIM)

 

 

12월 17일

O_o-DUA-o_O

                      

12월 16일

SEVGİLİ RABBİM

 
Sevgili Rabbim,

Sana söz veriyorum, yiyeceklerim ne kadar kötü lezzette olsa ya da ben ne kadar tok olsam da onları ziyan etmeyeceğim. Sana resimdeki küçük çocuk ve onun gibileri koruman ve bu sefalette ona yol gösterip onu selamete kavuşturman için dualarımı yöneltiyorum. Kendi ilgilerimize ve bencil doğamıza yenilerek çevremizdeki dünyaya karşı duyarsızlaşmamızı engellemen için yalvarıyorum. AMİN.

Dilerim bu resim bizlere daima ne kadar şanslı olduğumuzu ve herşeyin sonsuza dek bizim olmadığını hatırlatır. Lütfen dua edin ve dostlarınıza bunu göndererek onların da duaya katılmalarını sağlayın.Dünyanın neresinde acı çekenler varsa onlar için bir dua ... Eğer her birimiz bir cümle olsun dua edersek ve bu arkadaşça hatırlatmayı diğerlerine de yaparsak, ummadığımız kadar iyilik dünyayı saracak.

Allah'ın lütufları üzerinize olsun; günlük yiyecek israfımızı düşünelim ve yiyeceklerinizden şikayetçi oldukça bu resim gözlerinizin önüne gelsin ...
12월 15일

ARTIK HAYATIMIZDA OLMALI!!!

 

  Bu kitab müjdeleyici ve uyarıcıdır.Fakat onların çoğu yüz çevirdi.artık dinlemezler.

Ve dediler ki :Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır.kulaklarımızda da bir ağırlık vardır .Bizimle  senin aranda bir perde bulunmaktadır.Onun için sende ( istediğini ) yap,biz de yapmaktayız........!!!!! ( fussılet : 4-5 ) 
    
'' Nihayet oraya geldiklerı zaman kulakları ,gözleri ve derileri ,isledikleri şeye karsı onların aleyhınde şahitlik edecek.
    Derilerine:Niçin aleyhimizde şahitlik ettiniz ? derler.Onlarda :Herseyi konuşturan ALLAH,bizi de konusturdu.İlk defa sizi o yaratmıştır.Yine O'na döndürüluyorsunuz,derler.
   Siz ne kulaklarınızın,ne gözlerinizin ,ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz ,yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyecegini sanıyordunuz.
  Rabbiniz hakkında beslediğiniz ZAN var ya,işte sizi o mahvetti ve ziyana uğrayanlardan oldunuz......( /41/fussilet:20,21,22,23)
 
Kim Allahu Teâlâ ile kelam ve sohbet etmek isterse Kur'an okumalıdır. Bu sohbet için günde uygun bir vaktini ayırmalıdır. Hiç değilse bunu namazda yapmalıdır.
Eğer bir günlük gazeteye göz atmak için ayırdığımız zaman kadar Yüce Kur'an'ı okumaya veya televizyondaki bir eğlence programı kadar Allah'ın kelâmını dinlemeye vakit ayıramıyorsak; kalbimizde ciddi bir manevî hastalığın mevcut olduğunu kabul edelim...

Buna gaflet ve kalb katılığı denir ki; ilacını bulmaktan çok, içmesi zordur.

Her mü'min, Allahu Teâlâ'ya sevilmek istediği kadar Kur'an-ı Hakim okumalıdır. Efendimiz (s.a.v):

"Siz Kur'an'la Allah'a döndüğünüz ve yaklaştığınız gibi, hiçbir şeyle O'na yaklaşamazsınız." buyurmuştur. (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 17.)

Şimdi, erkek-kadın, köylü-şehirli, âmir-memur, genç-ihtiyar, her mü'minin günlük olarak yüzünden veya ezberinden okuyabileceği bazı sûreleri ve âyetleri zikredeceğiz.

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, bir defasında ashâb-ı kirâm'a hitaben: "Sizden biriniz, bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan âciz midir?" buyurdular. Bu onlara zor geldi ve:

"Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Rasûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz:

"Kul hüvellahu ahad sûresi, Kur'an'ın üçte birine denktir." buyurdular. (Buhari, Fedâilü'l-Kur'ân, 13; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 11.) Buna göre, kim ihlas sûresini üç defa okursa, bütün Kur'an'ı hatmetmiş gibi olur. Hiç değilse, günde Kur'an-ı Hakim'den bu kadarını okumalıdır.

Rahmet Peygamberimizin (s.a.v) haber verdiği şu müjde ve kolaylıklardan nasibimizi almaya bakalım:

"Kim geceleyin Bakara sûresinin son iki âyetini (Âmerrasûlü'yü) okursa, bu ona yeter." (Buhari, Fedâilü'l-Kur'ân, 10; Müslim, Müsâfirîn, 255; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 11.)

"Allah bu iki âyeti bana Arş'ın altındaki hazineden vermiştir. Onları öğrenin, kadınlarınıza ve çocuklarınıza da öğretip ezberletin. Çünkü bunlar hem salattır, hem duadır, hem Kur'an'dır." (Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân, 14; Ahmed, Müsned IV, 147.)

"İçinde Âyete'l-Kürsî okunan eve şeytan girmez. Girmişse okununca çıkar kaçar." (Hâkim, Müstedrek, II, 259; ibnu Hıbban, Sahih, 777.)

 

"Kur'an'ın kalbi Yâ Sîn'dir. Kim onu Allah'ın rızâsını ve âhireti isteyerek okursa, muhakkak günahları affedilir." (Hâkim, Müstedrek, l, 565; Ebû Dâvud, Hadis no: 3121)

"Her mü'minin kalbinde "Tebarekellezî bi yedihil mülk" sûresinin bulunmasını ne kadar arzu ediyorum." (Hâkim, Müstedrek, l, 565.)

"Mülk sûresi, kabir azabına mânidir. O kurtarıcıdır; Onu her gece okuyanı kabir azabından kurtarır." (Hâkim, Müstedrek, II, 498; Tirmizî, 2899.) İnsan ve cin şeytanlarının şerrinden muhafaza için ihlas, Felak ve Nâs surelerini sabah akşam üçer defa okumalıdır.

Yukarıda zikrettiğimiz sûre ve âyetler, otururken, yürürken, işin başında çalışırken" okunabilecek şeylerdir. Abdestli olarak edebine dikkat ederek okunmaları en güzelidir. Ancak, cünüp ve hayız olmadıktan sonra, ezberden abdestsiz bile okunabilirler. Hiç okumamaktan iyidir.

Her mü'minin, günlük olarak az da okusa devam ettiği bir hatmi bulunmalıdır. Kur'an ve hatim okumayı sâdece Ramazan ayına tahsis etmek doğru değildir.

Yaşı ne olursa olsun, aklı başında her mü'min, yirmi günlük bir çalışma ile Kur'an-ı Kerim'i yüzünden okumasını öğrenebilir. Her namazda okumakta olduğumuz namaz sûrelerini muhakkak yanlışsız okumalıyız. Bir bilenin önüne gidip okuyuşumuzu kontrol ettirmeliyiz. Çünkü manayı bozan her kıraat namazı da bozar, bu bilinmelidir.

Kur'an-ı Kerim'i bir beze sarıp duvara asmak, kendimizi dar ağacına asmaktan farksızdır. Kim ki Kur'an bilmedi, sanki dünyaya gelmedi demektir.

Hz. Osman (r.a) demiştir ki: "Benim için en kötü ve en uğursuz gün, içinde Kur'an'ı Hakim'e hiç bakmadığım gündür."

 

12월 7일

BARIŞ, CİHAD, ŞEHİD, GAZA...

Hosted by Putfile.com

(Ey Mü'minler!)
Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Kur'an-ı kerim / Cihad / Tevbe 41


BARIŞ, CİHAD, ŞEHİD, GAZA...


·Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Allah yolunda yola koyulmak, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır."
Sehl radıyallahu anh. Müslim.


·Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kim, devenin sütü memelerine gelecek kadar sürede, Allah yolunda savaşırsa, ona cennet vâcip olur.
Kim, Allah yolunda öldürülmeyi gönülden isteyip savaşır da, sonra ölür, ya da öldürülürse, şehîd sevabı alır.
Kim Allah yolunda yaralanırsa, ya da tökezlerse, kıyamet gününde zaferan renginden daha baskın bir renk, misten daha hoş kokan bir koku ile gelir.
Allah yolunda, kimin üzerinde bir yara çıkarsa, ona şehîdlik damgası vurulur."
Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.


·Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelerek şöyle dedi:
"insanların hangisi üstündür?"
"Allah yolunda canıyla malıyla savaşan mümin."
"Ondan sonra hangisidir?"
"insanların kötülüklerinden korunmak için, Allahtan korkarak bir köşeye çekilen kişi."
Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.


·Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kim, Allah yolunda bir savaşçıyı donatırsa, kendisi savaşa katılmış gibi sevap alır. Kim, geride kalıp, savaşçının çoluk çocuğuna bakarsa, o da savaşmış gibi olur."
İbn Hâlid radıyallahu anh. Buhârî.


·Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"iyi olsun, kötü olsun, her kumandanla birlikte savaşmanız sizin üzerinize vâciptir. iyi olsun, günahkâr olsun, imamlık yapmayı bilen her müslümanın arkasında namaz kılmak da size vâciptir. Hatta büyük günahlar işlemiş olsa bile."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.


·Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelerek şöyle dedi:
"Hem ünlü olmak, hem de sevap almak için savaşan adam hakkında ne buyurursun?"
"Onun için hiçbir şey yoktur!" buyurdu ve ekledi:
"Allah, sadece kendi rızası için olmayan hiçbir ameli kabul etmez."
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Nesêî.


·Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Cennete giren hiç kimse, dünyaya geri dönmek istemez. Yeryüzünde bulunan her şey orada da vardır. Ancak şehîd, şehîdlik mertebesinin yüksekliğini gördüğü için, dünyaya on kere dönüp, her seferinde öldürülüp şehîd düşmeyi isteyecektir."
Enes radıyallahu anh. Buhârî.


·Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Şehîd, aile ve akrabasından yetmiş kişiye şefaat edecektir."
Ebû Derda radıyallahu anh. Ebû Dâvud.


·Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Malı uğrunda öldürülen şehîddir. Canı uğrunda öldürülen şehîddir. Dini uğrunda öldürülen şehîddir. Namusu uğrunda öldürülen şehîddir."
Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

 

NAMAZ

    NAMÂZ KILMAK
Dînimizde, îmândan sonra en kıymetli ibâdet namâzdır. Namâz dînin direğidir. Namâz ibâdetlerin en üstünüdür. İslâmın ikinci şartıdır. Arabîde namâza (Salât) denir. Salât, aslında duâ, rahmet ve istiğfar demekdir. Namâzda, bu üç ma’nânın hepsi bulunduğu için, salât denilmişdir.

Allahü teâlânın en çok beğendiği ve tekrâr tekrâr emretdiği şey, beş vakt namâzdır. Allahü teâlânın, müslimânlara îmân etdikden sonra en önemli emri, namâz kılmakdır. Dînimizde ilk emredilen farz da namâzdır. Kıyâmetde de, îmândan sonra ilk soru namâzdan olacakdır. Beş vakt namâzın hesâbını veren, bütün sıkıntı ve imtihânlardan kurtulup, sonsuz kurtuluşa kavuşur. Cehennem ateşinden kurtulmak ve Cennete kavuşmak, namâzı doğru kılmaya bağlıdır. Doğru namâz için önce kusûrsuz bir abdest almalı, gevşeklik göstermeden namâza başlamalıdır. Namâzdaki her hareketi en iyi şeklde yapmağa uğraşmalıdır.

İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaşdıran hayrlı amel, namâzdır. Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Namâz dînin direğidir. Namâz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namâz kılmayan, elbette dînini yıkar). Namâzı doğru kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin, kötü şeyler yapmakdan korunmuş olur. Ankebût sûresinin kırkbeşinci âyetinde meâlen, (Doğru kılınan namâz, insanı pis, çirkin ve yasak işleri işlemekden korur) buyuruldu.
 
 Namaz imandan sonra en büyük hakikat...
Kişinin Rabbiyle buluşması,O'na en yakın olduğu anı..
Kur'an'da 70 kere emredilen ibadet..
Peygamber Efendimizin(a.s.m) deyimiyle namaz "Dinin direği","Gözümüzün nuru",Mü'minin miracı"..
Namaz en vazgeçilmez ibadet..Namaz yaratılış gayesi..Kainatın neticesi,meyvesi.
Bu yüzden Bedir Savaşı'nda bile namazdan vazgeçilmedi..Bu yüzden HZ.Ömer(r.a.)yarasından kanlar akarken bile namaz kıldı ve HZ.Ali(r.a.)ayağındaki okun çıkarılması için namaza durdu..
 

12월 5일

UYARIYORUZ!!!

UYARIYORUZ!

ALLAH’IN AZABINI HATIRLATIYORUZ!

ÜZERİMİZDE KARA BULUTLAR DOLAŞIYOR...

BÜYÜK FELAKETLER KAPIMIZIN ÖNÜNDE SIRASINI BEKLİYOR...

GÖK...HOMURDANIYOR!

YER... AYAĞIMIZIN ALTINDAN KAYIYOR!

BİZLER İSE HALA GAFLET İÇERİSİNDEYİZ, UYKUDAYIZ... BOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞIYORUZ.

İNSANLARIN SURATI ASIK... ÇEVRENİZE BİR BAKINIZ, HERKES BİRER BUNALIM, BİRER STRES YUVASI OLMUŞ... HUZURU KAYBETMİŞ.

MÜSLÜMANLAR! KENDİNİZE GELİNİZ...

ZAMAN; AHİR ZAMAN’DIR...

ZAMAN; ALLAH’A DÖNÜŞ ZAMANI’DIR...

ZAMAN; TEVBE VE İSTİĞFAR ZAMANI’DIR...

‘’KENDİNİZİ VE AİLENİZİ YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUNUZ’’ (TAHRİM, 6)

İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK İÇİN GAYRET EDİNİZ!

ALLAH’I ve UYKULARI KAÇIRAN ÖLÜMÜ AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ!

ETRAFINIZA MERHAMET EDİNİZ Kİ; ALLAH’TA SİZE MERHAMET ETSİN...

HELALLERE ve HARAMLARA DİKKAT EDİNİZ!

‘’SADAKALAR; BELÂ VE MUSİBETLERİ YOK EDER...’’ SADAKALARI ÇOĞALTINIZ!

EVLERİNİZİ, ALLAH’IN ÂYETLERİNE UYARAK NÛRLANDIRINIZ.

HAYATINIZI, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ (s.a.v)’in GÖSTERDİĞİ YOLDA GİDEREK GÜZELLEŞTİRİNİZ, GERÇEK HUZURA VE KURTULUŞA;

ANCAK İSLAMI, HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA YAŞAYARAK ULAŞACAĞIMIZI UNUTMAYINIZ.

EVLERİNİZE VE AİLENİZE SAHİP ÇIKINIZ!

EN BÜYÜK SERMÂYENİZ OLAN ÖMRÜNÜZÜ TELEVİZYON KARŞISINDA TÜKETMEYİNİZ! HER AN ZEHİR AKITAN TELEVİZYON PROGRAMLARI SİZİ CEHENNEME SÜRÜKLEMESİN!

DİKKAT EDİNİZ! YARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ...

FELÂKETLER TEPEMİZDE KOL GEZİYOR...

UNUTMAYINIZ Kİ;

‘’ALLAH’IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR!’’

VAKİT GEÇ OLMADAN KENDİNİZE GELİNİZ, SAMİMİ OLARAK ALLAH (c.c)’tan BAĞIŞLANMAYI DİLEYİNİZ! BAŞKA KAPI YOK...

AÇIN ELLERİNİZİ MEVLA’YA...

AÇIN ELLERİNİZİ DUA’YA...

AÇIN ELLERİNİZİ RAHMETE...

AÇIN... AÇIN...

 
사진(1/45)

Firdevs-i ala

직업
Rabbimize yakınlığın adı olan firdevs-i ala'ya dünya seyahatinde onu tanımış olanlar girebilecek.Firdevs-i ala'ya giden yola,Busayfa sizi bir adım daha yaklaştırıyorsa amacına ulaşmış olacaktır inşALLAH.Firdevs-i ala'ya doğru adımlarınızı sıklaştırmanız duasıyla..
스페이스에 음악 리스트가 없습니다.