ƒi®devs-i ÂLÂ 的个人资料السلام عليكم و رحمة الله...照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
السلام عليكم و رحمة الله و بركاته ƒi®devs-i ÂLÂبِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
2月13日 Şifahen değil acilen! FİLİSTİNE yardım lazım!
İHH ile yaralar sarıldıİHH İnsani Yardım Vakfı, 2007 yılı içerisinde on binlerce hasta insanın tedavi olmasını sağladı. Ülkelerindeki işgal sebebiyle Türkiye’de yaşayan mülteciler ile sosyal güvencesi olmayan ihtiyaç sahibi insanların sağlık giderleri karşılandı. Ameliyat, muayene, fizik tedavi, tahlil ve ilaç yardımı olmak üzere toplam 1 milyon 199 bin 208 YTL sağlık yardımı yapıldı.2007 yılı içerisinde gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yüz binlerce ihtiyaç sahibi insana sosyal yardım götüren İHH İnsani Yardım Vakfı, sağlık alanında da önemli yardımlarda bulundu. İHH, ülkelerindeki işgal sebebiyle Türkiye’de yaşayan mülteciler ile sosyal güvencesi olmayan ihtiyaç sahibi insanların sağlık giderlerini karşıladı. Ameliyat, muayene, fizik tedavi ve ilaç verme yoluyla bu insanların yaralarını sardı. Sağlıklarına kavuşmalarına yardımcı oldu. 2007 yılında 605 bin 190 YTL ameliyat, tahlil, muayene ve tedavi; 594 bin 018 YTL ilaç yardımı olmak üzere toplam 1.199 208 YTL yardım yapıldı. 1250 kişi hastaneye sevk edildi. 1820 kişi ise muayene edildi. 58 kişinin ameliyat olması sağlanırken 68 kadının doğum masrafları karşılandı. 489 kişinin tahlilleri yaptırıldı. Felçle karşı karşıya olan 8 kişi fizik tedaviye gönderildi. Gözlerinde sorun olan 88 kişiye gözlük verildi. 11 kişiye protez sağlandı. Bunun yanı sıra emar, tomografi ve endoskopi çekmesi gereken hastalara da yardımcı olundu. Yurt içine ve yurt dışına ilaç gönderildi Lübnan’a 174 bin 018 YTL değerinde 6 bin <st1:metricconverter productid="601 kilogram">601 kilogram</st1:metricconverter> ilaç gönderildi. Adıyaman ve çevre il sağlık ocaklarına dağıtılmak üzere yaklaşık 120 bin YTL değerinde ilaç yardımı yapıldı. Ayrıca vakıf merkezimizde bulunan eczanemizden aylık yaklaşık 25 ila 30 bin YTL’lik fakir ve muhtaçlara ilaç yardımında bulunuldu. Sağlık yardımları devam ediyor Vakfımız hayırsever insanlarımızın bağışlarıyla halen yurt içindeki Çeçen mülteciler ile diğer ülkelerden gelen mültecilerin temel sağlık problemleriyle ilgili faaliyetlerin tümünü yürütüyor. Bunun dışında vakıf merkezimizde oluşturulan eczanemizden sosyal güvencesi olmayan Türk ve diğer ülke vatandaşlarına ücretsiz ilaç veriliyor. SÜMEYYE'NİN KIZLARI
Sümeyye!.. Ammar’ın annesi Sümeyye!.. Yasir’in sevgili eşi Sümeyye!.. Mü’minlerin cefakar annesi Sümeyye!.. Ve... Ve İslam’ın ilk şehidi Sümeyye!.. Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi... Evet!.. Evet, türlü işkencelerden sonra Ebu Cehil’in kalbine sapladığı mızrak ile şehadet şerbetini içen Sümeyye. Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce işkenceye maruz kalan Sümeyye! O, müşriklerden işkence gördü. Ebu Cehil tarafından da şehid edildi. Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen... El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı istikamete doğru sürülerek kolları ve bacakları un ufak edilen... Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye! Allah ve Rasulü’ne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen... Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan... Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden... Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran... Ve bütün mü’minlerin annesi olma şerefine nail olan o güzel anne Sümeyye!.. Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar. Bu kez Sümeyye’nin kızlarına musallat oldular. Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti. Gördüğü işkenceler ile... Akıtılan kanları ile... Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize. “Kızlarıma sahip çıkın” demişti. “Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!.. Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar. Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar. Siz de kızlarıma sahip çıkın” diye haykırmıştı. Dün Sümeyyeler bedel ödediler. Bugün de kızları bedel ödüyorlar.
Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar! Gürüzler, Alemdaroğulları, Serterler ve ötekiler Sümeyye’nin kızlarına zulmediyorlar. Yani günümüzün Ebu Cehilleri!.. Sümeyye’nin kızları yerlerde sürükleniyor. Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar. Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor. Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar. Fakat Sümeyye’nin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense! Neredesiniz ey Sümeyye’nin oğuları? Nerelere kayboldunuz? Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte Allah’ın vaadini bekliyorsunuz? Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!.. Allah herşeyden daha büyük ve güçlüdür. Çıkın ortaya artık! Çıkın!.. İman tazeleyin ve Sümeyye’nin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!.. Yılmayın.. Ürkmeyin... Dağılmayın... Eğer Allah’a inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür. Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin! Size sesleniyorum anne ve babalar!.. Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar... Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar... Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar... “Ben sana yardım ederim” diyerek, sahte bir nikah ile kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra da kapı dışarı eden dini bütün(!) adamlar... Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar... Söyler misiniz, siz kimsiniz? Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız? Sümeyye’nin mi, yoksa Ebu Cehil’in mi? Yoooo!.. Sizler asla Sümeyye’nin kızları ve oğulları olamazsınız! Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı. Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi. Sümeyye’nin kızlarına zulmedenler!.. Sizler, olsa olsa Ebu Cehil’in çocukları olabilirsiniz. Yanılıyor muyum acaba?.. Hadi, hayır bizler Ebu Cehil’in oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz... Aslınızı inkar edemezsiniz... Ebu Cehil’in izinde olmaktan vazgeçemezsiniz... Ey Sümeyye’nin elleri öpülesi kızları!.. Sizlere de yalvarıyorum! Siz de sahip olduğunuz iffet, namus ve şerefinize halel getirmeyin! Eğer kendinize sahip çıkmazsanız, bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur. Huzur-u İlâhi’de sizlerden şikayetçi olurum. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
2月9日 Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla![]() "Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır..." (AHZAB SURESİ / 6) Danimarka'nın ardından Norveç, Fransa, Almanya, İsviçre, İtalya ve İspanya'daki bazı yayın organları da, Bende " Elhamdülillah Müslümanım" diyen biri için kendi nefsinden daha değerli olan Hz. Muhammed (s.a.v.) le alay eden,küfreden o karikatürleri neden yayınladılar.? Rabbini unutanlar için bir hatırlatmadır bu! Seni yaratan,besleyip büyüten,isyanlarına rağmen sana merhametle muamele eden,rızkını, sağlıgını ve daha nice sayısız nimetleri veren Herşeyin sahibi olan ALLAH Kur'an'da Şöyle buyurdu:
Rabbinizi, unutmadıysaniz, Kutsalınızı maddeye satmadıysanız, Peygamberinizi ve sizi aşağışayanlara gerekli tepkinizi gösterin. 2月8日 Sakın demeyin!!Seven sevdiği için herşeyden VAZGEÇER..
Yalnızlığınızı atmak için girdiğiniz kalabalıklarda yalnızlığın en acısını yaşadığınız oldu mu hiç...
Ve yine şükür sarar sizi.. şartlar sıksada sizi.. imkansızlıklar boğsada sizi.. ne yapacağınızı bilmesenizde yine de mutlusunuzdur.. çünkü sizi anlayan biri vardır bir kişi dahi olsa sizi anlayan biri vardır.. aslında sadece onun anlaması bile her şeye bedeldir sizin için.. çünkü o sizin sevdiğinizdir... canınızdır... ve bu sevgi ve bu anlaşılma en güzel şükre bir sebebdir aslında.. şükürler olsun RABBİM en güzel bir şükürle binlerce kez şükürler olsun... Mecnun olmak istersiniz... sizin sevdiğiniz size Leyla olmayı kabul etmiştir... ben Leyla'ma ben gözüyle baktım.. kimseden istemedim ona benim gibi bakın diye.. bakamazlardı zaten benim gibi ona.. onun için anlamazlardı zaten benim ona bakışımı onu sevişimi onu özleyişimi onu isteyişimi... Anlasınlar da isteyemezdim zaten... Siz olsanız ne yapardınız... Demeyin sakın şöyle yap buna git şundan medet iste... Sakın demeyin maddeyi ara.. bul ve git sevdiğine... Sakın demeyin seviyorsan gözlerin kara olsun hiçbir şeyi görme...
Sakın demeyin seven sevdiği için her şeyden geçer... Duruşumuz, dirilişimiz ola!..
Namazı gereği gibi kılmak! Kıldığımız namazın hayatımızda gerektirdiklerini yapmak, yapabilmek. Namazı, hayatımızın mihenk taşı bilmek; namaz eksenli yaşamak ve Namazın ömrümüzü imar etmesi; hayat’a namazla ermek…namazda, Hayat’ı bilmek ve salâtımızı bir ömre yaymak! Duruşumuzu “kıyam” eylemek, boyun büküşümüzü yalnızca ona karşı göstermek, toprağı yalnızca ona tazim için öpmek; toprağı öz’ümüz bilip ezelin ve ahiretin lisanını onda okumak. ve sohbet etmek o’nunla; ömrü, teşehhüd miktarı kadar yaşasak da o’nun huzurunda olarak yaşamak… Ve niyaz…ve niyaz…ve naz.. Ve diri bir yürekle “hûş der dem” halinde olmak, Ve.. her şeyin lehine şahitlik etmesi! İbrahimî bir nefesle başlamalı hayat! hay-at! “Elif” misali kıyam eden, “dal” misali rükûda boyun büken ve “mim” misali perdeleri kaldırıp yâr’a varan bir “adam” vasfında devam etmeli… Her dem namazda! Her dem diri; âyinesi olduğu esma-i hüsnâ’nın vasfı gibi. Her dem yeniden koyulmalı yüreğe giden yola; bitirmeli bu sürgünü. hani der ya şair; “Uzatma dünya sürgünümü benim” diye.. O, uzatmıyor zaten; o kabul ediyor hicretimizi, biz muhacir olmayı kabul ettiğimiz her vakitte melekût aleminin erlerini ensâr olarak yolluyor dualarımıza…yüreğimizin eza çektiği yetmez mi ki biz hâlâ fani sevdaların eşiğinde acı çeker dururuz, bizim bir sadık dostumuz mu yok acaba hicret için, sığınacak sevr'imizi talan mı ettik yürek savaşımızda? artık avcumuzda biriktirip durduklarımızı zulmeden ben’imizin suratına savurup gitmek vaktidir..sîmasında secde izi olanların vasfına bürünmek vaktidir. İbrahimî bir nefesle boyanmış, makbul bir duanın eşiğinde bir ümmetiz ..nefesimizi nefesinin rengine boyarsak, müdavimi olacağız namazımızın, muhatabı olacağız yâr’in …yoksa bir iç acısı olacak namazlarımızın hali; bir iç acısı olacak kıyametteki halimiz! “…. suçlulara: "sizi kavurucu ateşe sokan nedir?" (diye) sorarlar. (günahkarlar) derler ki: "biz namaz kılanlardan değildik” Duruşumuz, dirilişimiz ola! nokta 1月28日 40 hadis1-
____׺°”˜`”°º×W€lcom€ tO my spac€×º°”˜`”°º×____Assalamu alaikum moslim brother or sister I hope your like this space.I will be very glad if you visit my guestbook..
LOGOMU SAYFANIZA EKLİYEBİLİRSİNİZ <A href=http://spaces.msn.com/members/firdevsiala /"><IMG style="WIDTH: 160px; HEIGHT: 169px" height=321 alt=" _FİRDEVS-İ ALA_ya ulaşmak için tıklayın!" src=http://img450.imageshack.us/img450/1162/kkkiz1pg.jpg width=280 border=0></A>
BAKALIM KAÇ DAKİKA MİSAFİRİM OLDUNUZ?
1月27日 BAŞÖRTÜM![]() ![]() YERYÜZÜNDE BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ'nün SONA ERMESİ DİLEĞİ İLE... Ve Sizler... O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu.. Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz. İnce Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü ''Nur'' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan.. Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün. Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu... Ve derken.. Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu.. Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı... Siz.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz.. Siz.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz Siz.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız.. Siz.. iffet ve namus timsalleri... yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız... Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..
Ve Sizler BACILARIM..
Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken bacılarım...
Allah yolunda her türlü tehdide, işkenceye, zulme göğüs geren, dövülen, horlanan.. Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın nurunu dalgalandıran..
Allah için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı alaya dayanmış sizler...!
BACILARIM... SİZLERE SELAM OLSUN!
Ve sizler, öyle kimselersiniz ki; Allah ve Rasulünü dünyadan ve dünyadakilerden üstün tutanlarsınız...
- Sizler Allah'tan ümit kesmeyenlersiniz..
- Sizler Dertlerini sessiz-beyaz dilekçelerle Allah'a sunanlarsınız..
- Sizler istediklerini yalnız ve yalnız Allah'tan isteyenlersiniz..
Ve sizler..
-Allah'ın mahşerdeki hesabını unutup, size alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların yüzüne; Şanlı direnişinizi tokat gibi çarpan sümeyyelersiniz.. SİZLERE SELAM OLSUN..
Bakın! duyuyormusunuz..
İşte ecdadın sitemkar sesleri Şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor.. Vatan için, millet için, bayrak için, Kur'an için, başörtüsü için, namus için can vermiş.. Şehit olmuş şanlı ecdad..
Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik..
Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız.. Mezarlarında rahat uyumayan yüzbinlerce şehid'in al kanları..
BACIM İnan ki, senin başörtünde gül bahçesine dönüşmüş..
Onların kanları boşa akmamış..
Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü imamlar, Akifler..
Ey Sütçü imam.. İki bacımızın yaşmağını aldılar diye maraşı kana buladın.. HEYHAT..!
Gel görki, şimdi senin şuuruna ne kadarda da muhtacız..
Hakkını helal et! Senin emanetine sahip çıkamadık..
Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..
Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman olamadık..
Onlar okumak istiyorlar..
Ama gel görki senin torunlarını başörtülü diye sokmuyorlar okullarına..
O gün fransız, ingiliz yunan dölleri;
Bayrağa, başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..
Bugün adı müslüman olan, Mehmetler, Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı kesilmişler.. Başörtüsünü düşman bellemişler..
BACIMIN İFFETİ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE.. ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ ! TÜKÜRSEM YÜZÜNE diyor merhum Akif Reziller görevlerini yapıyorlar..
Peki ya bizler? Adı müslüman olan bizler..
Lafı gelince mangalda kül bırakmayan bizler, üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş..
Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların gözyaşlarını izliyoruz. utanmadan.. utanmadan..
Ve SEN okula alınmayan, gözyaşları arş-ı alayı titreten BACIM..
BAKAMIYORUM YÜZÜNE.. UTANIYORUM..
Sana karşı vazifemi yapamadım..
Beni affet.. Biliyorum..
O her şeyin hesabının hakkıyla sorulduğu yerde, yakama yapışacaksın..
sana diyecek sözüm yok..
Tükür.. Tükür yüzüme.. bacım.. Tükür.. Tükür..
Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin hepsinin yüzüne tükür..! AH BACIM..
Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin önünde, şimdi neler var neler..
Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar.. Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde öyle bir pas varki, kapkara.. Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş.. Ah BACIM ah..
Sen yinede üzülme..
Hergün beraber olduğun insanlar, hemde adı müslüman olan bunca insan, annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası hepimiz..
Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni düşündürmesin..
ağlatmasın..
Bizler vazifemizi yapamasakta sen yine de üzülme..!
Ümitvar ol.. BACIM..
Unutma! tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Çevirmez ahını Allah öksüzün Pek basittir, devrilmesi köksüzün Her kim olsa haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yolunuz her zaman Allah yoludur! Bu öyle bir çileki, kökü şehid kanıdır! Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yalana hayır, bu gerçeğe evet Mücadeleden yılma, kalsanda tek fert Birde ötesi var, buranın elbet, Nasıl olsa güleceksin... güleceksin... Güleceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
ALLAHIM, Bizlere yüzümüz ağırtan böyle nesiller verdiğin için sana şükürler olsun..
ALLAHIM, Ayakları senin davanda sabit olan bu güzide evlatları, bütün ümmeti muhammede ibret eyle, rehber eyle..
ALLAHIM, Bütün bu yapılanlar, ümmetin dağınıklığından..
En kısa zamanda bütün müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip eyle..
ALLAHIM sen Mevlamızsın..
Bizleri bağışla..
bizleri şuurlandır..
gözlerimizi aç..
kalplerimizi yumuşat..
ayaklarımızı kaydırma..
davamızda zafer nasip eyle..
AMİN... AMİN... AMİN
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * 1月20日 Örümcekteki mucize
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu' olsun diye yaratmadık. Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler. (Duhan Suresi, 38-39)
Çoğu insan örümcekleri sadece, avlanmak için ağ kuran hayvanlar olarak bilir. Bu eksik bir bilgidir çünkü birer mimarlık ve mühendislik harikası olan bu ağlar, örümceklerin avlanmak için kullandıkları tek yöntem değildir. Örümcekler, ağ örmenin yanısıra avlanmak için son derece şaşırtıcı taktikler de kullanırlar. Resimde görülen çiçeğin ve örümceğin renkleri tıpatıp aynıdır.Öyleki bazı böcekler çiçek zannederek örümceğin üzerine konarlar.Bu iki canlıyı birbirlerine tam uyumlu olacak şekilde,Aynı renkte yaratan üstün güç sahibi ALLAH'tır. Bilim adamlarının asırlardır kimyasındaki esrarı çözmek için çalışmalarını sürdürdüğü örümcek ağlarının, aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu belirlendi.
Taklit edilmesi durumunda teknoloji ve endüstride kullanılabileceği pek çok alan hayal bile edilemezken, örümcek ağlarının kimyasal özellikleri sebebiyle gerçek birer mühendislik mucizesi olduğu bildirildi. Uzmanlar iz bırakmayan ameliyat ipliklerinden, çok hafif kablolara, kurşun geçirmez kumaşlardan esneyen emniyet kemerlerine kadar pek çok alanda kullanılacak olan ağların esrarını çözmeye çalışırken ilginç bulgulara ulaştı.
Renk körü olan örümceklerin bozulan ağını yiyerek yeniden iplikçik ürettiği de kaydeden uzmanlar, ağların tamamen geri dönüşümlü olması sebebiyle araştırmalarını aralıksız olarak sürdürüyor... 1月4日 1400 YIL ÖNCE GELEN E-MAİL
Ey Allah (c.c.)ın kulları!
12月28日 PEYGAMBERİMİZ(S.A.V)İN GÜZEL AHLAKI
Peygamber Efendimiz (sav), Allah'ın "… ancak o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur." (Ahzab Suresi, 40) ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için son peygamber olarak gönderilen, Allah'ın en son hak kitabını vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah'a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı, Allah'ın dostu, Rabbimiz'in Katında üstünlüğü olan, müminlerin de dostu, en yakını ve velisidir. Allah, "Gerçek şu ki, Biz senin üzerine 'oldukça ağır' bir söz (vahy) bırakacağız" (Müzzemmil Suresi, 5) ayetiyle de bildirdiği gibi son peygamber olan Hz. Muhammed (sav)'e önemli bir sorumluluk vermiştir. Peygamberimiz (sav) ise, Allah'a olan güçlü imanı ile, Allah'ın kendisine verdiği sorumluluğu en güzeliyle yerine getirmiş, insanları Allah'ın yoluna, hidayete davet etmiş ve tüm inananların yol göstericisi ve aydınlatıcısı olmuştur. Peygamberimiz (sav)'i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz. Günümüzde insanlar, özellikle de gençler birçok insanı kendilerine örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenmekte, onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu insanların büyük bir çoğunluğu doğru yolda olmadığı gibi, tavır ve ahlak güzelliğine de sahip değildirler. Bu nedenle insanları doğru olana, en güzel ahlak ve tavıra özendirmek önemli bir sorumluluktur. Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi, Hz. Muhammed (sav)'dir. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirmektedir: Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21) Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler de, Allah'ın müminler için örnek kıldığı, Allah'ın razı olduğu kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi'nde şöyle bildirmektedir: Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111) Bu kitabın hazırlanış amacı da Peygamberimiz (sav)'i birçok yönüyle tanıtmak, onun ahlakını örnek alan insanlardan oluşan bir topluluğun ne kadar üstün özelliklere ve güzelliklere sahip olacağını göstererek, insanları Peygamberimiz (sav)'in ahlakına özendirmektir. Peygamberimiz (sav)'in"Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitabı ve Resulü'nün sünneti"1 hadis-i şeriflerinde de bildirdiği gibi, Müslümanların en önemli iki yol göstericisi Kuran ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetidir. Peygamber Efendimiz (sav) hem güzel ahlakı ile insanlara örnek olmuş, hem de insanları güzel ahlaklı olmaya çağırmıştır. "Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder" 2buyuran Peygamberimiz (sav), bir sözünde de "Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer 3 demiştir. Peygamberimiz (sav)'in izinden giden Müslümanların da, hem tüm insanlığa güzel ahlakları ve iyi huyları ile örnek olmaları, hem de sözlü ve yazılı olarak onları güzel ahlaka davet etmeleri gerekir. Peygamberimiz (sav)'in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran'da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur: Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun. Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler. Sizden, hanginizin 'fitneye tutulup-çıldırdığını'. Elbette senin Rabbin, kimin Kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir. (Kalem Suresi, 1-7) Allah bu ayette ayrıca Peygamberimiz (sav) için kesintisi olmayan bir ecir olduğunu bildirmiştir. Bu, Hz. Muhammed (sav)'in daima güzel ahlak gösterdiğini, takvadan hiçbir zaman ayrılmadığını gösteren bir bilgidir. Peygamberimiz (sav)'in de "İmanın kemali, güzel ahlakladır" 4 sözleriyle belirttiği gibi, imanın en önemli alametlerinden biri güzel ahlaktır. Bu nedenle güzel ahlakın en güzel örneklerini öğrenmek ve uygulamak önemli bir ibadettir. PEYGAMBERİMİZ (SAV) YANINDAKİLERE DAİMA HOŞGÖRÜLÜ DAVRANMIŞTIR Daha önce de belirtildiği gibi Peygamberimiz (sav)'in yanında her karakterden, her düşünceden insan vardı. Ancak Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca her biri ile tek tek ilgilenmiş, her birinin eksiklerini ve hatalarını düzeltmek için onları uyarmış, temizliklerinden imanlarına kadar onları her türlü konuda eğitmeye çalışmıştır. Onun bu şefkatli, hoşgörülü, anlayışlı ve sabırlı tavrı, birçok insanın kalbinin dine ısınmasına ve Peygamberimiz (sav)'e büyük bir içtenlik ve sevgi ile bağlanmalarına vesile olmuştur. Allah, Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresindekilere gösterdiği bu güzel tavrını Kuran'da şöyle bildirmektedir: Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile… (Al-i İmran Suresi, 159) Allah bir başka ayetinde ise Peygamberimiz (sav)'e çevresindekilere karşı nasıl davranması gerektiğini şöyle bildirmiştir: Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver. (Kaf Suresi, 45) Peygamberimiz (sav), çevresindekilere dini zor kullanarak veya şart koşarak kabul ettirmeye çalışmamış her türlü durumda güzellikle anlatmıştır. Peygamberimiz (sav) güçlü vicdanı ile ümmetini her yönüyle sahiplenmiş, onlara her konuda bir velinimet olmuştur. Bu özelliklerinden dolayı Peygamberimiz (sav) Kuran'ın birçok ayetinde "sahibiniz" (arkadaş, sıkı dost, sahip) olarak zikredilir. (Sebe Suresi, 46/Necm Suresi, 2/ Tekvir Suresi, 22) Peygamberimiz (sav)'in bu vicdanlı tavrını takdir edip anlayabilen müminler de, onu kendilerine herkesten çok daha yakın görmüşler ve onu kendi nefislerinden çok daha üstün tutmuşlardır. Bir ayette Allah bunu şöyle bildirir: Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir… (Ahzap Suresi, 6) Büyük İslam alimi İmam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresindekilere karşı tutumunu şöyle özetlemiştir: "... Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi. ... Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi. Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi. İnsanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır."9 Peygamberimiz (sav)'in çevresindekileri dine bağlayan ve kalplerini imana ısındıran insan sevgisi, ince düşüncesi ve şefkati, tüm Müslümanların önemle üzerinde durmaları gereken bir ahlak üstünlüğüdür. PEYGAMBERİMİZ (SAV) MÜMİNLERE ÇOK DÜŞKÜN VE ŞEFKATLİYDİ Peygamber Efendimiz (sav) çok içli, şefkatli, anlayışlı, sevgi dolu bir insandı. Dostlarının, yakınlarının, kendisine tabi olan tüm müminlerin maddi ve manevi her türlü sorunu ile ilgilenir, sağlıkları, güvenlikleri, neşeleri için tüm tedbirleri alır, onlara koruyucu kanatlarını gerer, imanlarını ve takvalarını sürekli takviye ederek ahiret hayatlarını düşünürdü. Peygamberimiz (sav)'in bu tüm insanlığa örnek olan güzel özellikleri ayetlerde şöyle bildirilmektedir: Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir. (Tevbe Suresi, 128) "Ve müminlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger." (Şuara Suresi, 215) Peygamberimiz (sav)'in eğittiği müminler de onun güzel özelliklerini kendilerine örnek aldıkları için, Kuran'da da zikredilerek tüm insanlığa duyurulan fedakarlıklarda, şefkatli ve merhametli tavırlarda bulunmuşlardır. Bir ayette müminlerin birbirleri için yaptıkları fedakarlık şöyle anlatılır: Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9) Peygamberimiz (sav)'in eğittiği ve Kuran ayetlerine gönülden bağlı müminler, esirlere karşı dahi koruyucu tavırlar göstermişlerdir. Onların bu örnek ahlakları ayetlerde şöyle bildirilir: Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür. Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkuyoruz." (İnsan Suresi, 8-10) Peygamber Efendimiz (sav) ashabına da merhametli olmalarını hatırlatmış ve onlara en güzel örnek olmuştur: "Merhamet edin, merhamet olunasınız. Af edin, af olunasınız. Yazık, laf ebesi olanlara. Yazık günahlarına bilerek devam edip, istiğfar etmeyenlere."24 "Merhamet etmeyene merhamet edilmez."25 "Allah refikdir (merhametli ve şefkatli), rıfkı sever ve rıfka mükabil verdiğini başka hiçbir şeyle vermez."26 ) PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN MÜMİNLER İÇİN BAĞIŞLANMA DİLEMESİ VE DUA ETMESİ Peygamberimiz (sav)'in müminlere olan sevgisinin ve düşkünlüğünün bir sonucu olarak, onların hataları için Allah'tan bağışlanma dilemiştir. Allah'ın kutlu Peygamber Efendimiz (sav)'e bu konudaki emirleri ise şu şekildedir: Ey Peygamber, mümin kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mümtehine Suresi, 12) Şu halde bil; gerçekten, Allah'tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için mağfiret dile. Allah, sizin dönüp-dolaşacağınız yeri bilir, konaklama yerinizi de. (Muhammed Suresi, 19) "… Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir." (Nur Suresi, 62) Allah Tevbe Suresi'nde ise, Peygamberimiz (sav)'e müminler için dua etmesini şöyle bildirmektedir: … Onlara dua et. Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.' Allah işitendir, bilendir. (Tevbe Suresi, 103) Ayette bildirildiği gibi Peygamberimiz (sav)'in duası müminler için bir sukunete ve huzura vesile olmaktadır. Şunu hiç unutmamak gerekir ki, kalbe huzur ve sukunet veren sadece Allah'tır. Allah, müminlerin velisi, koruyucusu olarak vekil kıldığı peygamberinin duasını müminlerin rahatlığı, huzuru için vesile etmektedir. Rabbimizin şefkati, merhameti, müminleri esirgeyen ve koruyan olması Peygamberimiz (sav)'in ahlakında en fazlasıyla tecelli etmektedir. "İcabetten emin olarak Allah'a dua edin."27 PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN İNCE DÜŞÜNCELİ VE NEZAKETLİ OLMASI Peygamberimiz (sav)'in döneminde çevresinde bulunan insanların bazılarının görgü ve kültür seviyeleri düşüktü. Bu kişilerin ince düşünceli olmadıkları, rahatsızlık verebilecek tavırları hesaplayamadıkları bazı ayetlerden anlaşılmaktadır. Örneğin evlere ön kapılarından değil de arka kapılarından girdikleri, Peygamberimiz (sav)'in evine yemek saatinde geldikleri ya da uzun uzun konuşup Peygamber Efendimiz (sav)'in vaktini aldıkları ayetlerde bildirilmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ise, son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Çevresindeki kişilerin rahatsızlık verici tavırlarını her zaman güzellikle uyarmış, onların gönüllerini almış ve büyük bir sabır ve emekle onları eğitmiştir. Ve bu ahlakıyla da tüm müminlere çok güzel bir örnek olmuştur. Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. (Ahzap Suresi, 53) Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimiz (sav)'in nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav), hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir. Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresinde bulunan yakın sahabelerinin aktardıkları olaylardan da anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz (sav), "son derece nazik, nezih, zarif, latif ve ince düşünceli" idi. Edep, terbiye ve görgü kurallarını hayatında en güzel ve en ideal şekliyle uyguluyordu. Hz. Ayşe (ra), "Resulullahtan daha güzel ahlâka sahip hiç kimse yoktur. Ashabından ve ailesinden birisi kendisine seslenince, 'Buyurun' diye karşılık verirdi. Bu sebeple Allah, ona, 'Sen yüksek bir ahlâk üzeresin' buyurmuştur"29 diyerek Peygamber Efendimiz (sav)'de gördüğü güzel ahlakı anlatmıştır. Peygamber Efendimiz (sav)'in evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)'in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır: "Kendisine bir şey soranı can kulağıyla dinler, soruyu soran yanından ayrılmadıkça, onu terk etmezdi. Resulullah ile bir kimse tokalaşırsa veya bir kimse tokalaşmak için elini uzattığında, karşısındaki kişi elini çekmeden Resulullah elini çekmezdi. Biriyle yüz yüze gelince de, karşısındaki, yüzünü çevirip ayrılmadıkça Resulullah o kimseden yüzünü çevirmezdi. Önüne oturan kimseye hiçbir zaman ayaklarını uzatmazdı. Karşılaştığı kimseye önce kendisi selâm verirdi. Ashabıyla tokalaşmaya önce kendisi başlardı." "Sahabîlerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali'ye 'Ebû Turab', bir başka Sahabîsine 'Ebû Hüreyre' gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı." "Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi. "Resul-i Ekrem'e on sene hizmet ettim. Vallahi, bana 'Öf' bile demedi. Yapmakta geciktiğim veya yapmadığım bir emrinden dolayı beni azarlamadığı gibi, ailesinden azarlayan olursa, onlara da, 'Ona dokunmayın. Bu işi yapması takdir edilmiş olsaydı yapardı' buyururdu." "Bir gün bir iş için bir yere gitmemi emir buyurdu. Huzurlarından çıktıktan sonra sokakta birkaç çocuğun oynadığını gördüm ve onları seyretmeye daldım. Derken arkadan birisi iki eliyle başımı tuttu. Döndüğümde baktım ki, kendisi. Gülüyor. Bana: 'Enesçiğim sana söylediğim yere gittin mi?' dedi. 'Hayır, daha gitmedim, gideceğim' dedim. 'Ben ona senelerce hizmet ettim. Vallahi bir defa olsun yaptığım bir iş için 'Niçin yaptın?', yapmadığım bir iş için 'Niçin yapmadın?' dediğini hatırlamıyorum."30 Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca binlerce insanı eğitmiş, dini, güzel ahlakı bilmeyen insanların güzel tavırlı, ince düşünceli, fedakar, üstün ahlaklı insanlar olmalarına vesile olmuştur. Kendisinden sonra da sözleri, tavrı ve ahlakı ile milyonlarca insanın eğitimine vesile olan Peygamberimiz (sav), çok hayırlı bir yol gösterici ve eğiticidir. PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN TEMİZLİĞE VERDİĞİ ÖNEM Kalp ve ahlak temizliği kadar beden, giysi, mekan ve yediği yiyeceklerin temizliği de Müslümanların en belirgin özelliklerindendir. Bir Müslümanın saçları, eli, yüzü, bedeninin her yeri daima tertemiz olur. Kıyafetleri de her zaman temiz, bakımlı ve düzgündür. Çalıştığı veya yaşadığı mekanlar da her zaman derli toplu, temiz, hoş kokulu, havadar ve ferahlık verici olur. Müminlerin bu özelliklerine en güzel örnek yine Peygamberimiz (sav)'dir. Allah, bir surede Peygamberimiz (sav)'e şöyle buyurmuştur: Ey bürünüp örtünen, Kalk (ve) bundan böyle uyar. Rabbini tekbir et (yücelt) Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş. (Müddessir Suresi, 1-5) Allah Kuran'da müminlere temiz olan şeylerden yemelerini bildirmiş, Peygamberimiz (sav)'e de, temiz olan şeylerin helal olduğunu müminlere bildirmesini söylemiştir: "Ey elçiler, güzel ve temiz olan şeylerden yiyin…" (Müminun Suresi, 51) "Sana, kendilerine neyin helal kılındığını sorarlar. De ki: "Bütün temiz şeyler size helal kılındı." Allah'ın size öğrettiği gibi öğretip yetiştirdiğiniz avcı hayvanlarının yakalayıverdiklerinden de -üzerine Allah'ın adını anarak- yiyin. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir." (Maide Suresi, 4) Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde de müminlere temiz olmayı şöyle öğütlemiştir: "Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer."31
12月21日 ...........In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful. ................. الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ
مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
=====================================
1. In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
2. Praise be to Allah, the Cherisher and Sustainer of the worlds; 3. Most Gracious, Most Merciful; 4. Master of the Day of Judgment. 5. Thee do we worship, and Thine aid we seek. 6. Show us the straight way, 7. The way of those on whom Thou hast bestowed Thy Grace, those whose (portion) is not wrath, and who go not astray.
=====================================
1.Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. 2.Hamd alemlerin Rabb'i olan Allah'adır. 3.(O Allah) Rahman ve Rahim'dir. 4.Hesap gününün sahibidir. 5.(Ey Rabb'imiz!) Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. 6.Bizi doğru olan yola ilet. 7.Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Gadaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil 12月18日 BOYCOTT ISRAEL EY MÜSLÜMAN...! Ve unutma ki; BUNUN HESABINI ÖBÜR ALEMDE VERECEKSİN. İsraili ve yandaşlarını boykot et!!
ŞEYTANDAN MEKTUP/BUNU OKUYALIM,OKUYALIMDA GAFLETTEN UYANALIM BİİZNİLLAH..
Seni dün günlük işlerini yaparken gördüm. Namaz kılmadan, dua etmeden bir günü daha geçirdin. Hatta yemek yerken ve yatarken bile dua etmek için vakit ayırmadın. Çok nankörsün! Seninle gurur duyuyorum. Benimle olduğun için çok mutlu olduğumu söyleyemem. Hatırlıyormusun? Senelerdir beraberiz ama seni hala sevmiyorum. Doğruyu söylemek gerekirse: Senden Allah'tan nefret ettiğim için nefret ediyorum. Seni de Allah'ın bana yaptıklarını ödetene kadar kullanacağım, ondan sonra sende defolup gidebilirsin. Allah seni seviyor, ama sen hayatın boyunca benim yanımdaydın. Bunun içinde seni ödüllendireceğim. Hayatının berbat olmasını sağlayacağım. Biz ikimiz beraber kaldıkça bu Allah'ı çok üzecek. Zaman senin hayatını kimin yönlendirdiğini O'na gösterecek. Ve bu senin sayende olacak. onlara küfür ediyorduk, çılgın partilere gidiyorduk, hırsızlık nasıl iki yüzlü davranıyorduk, sigara kullanıyorduk, camii'ye gitmiyorduk, dedikodu yapıyorduk..... Senin için çok şeyler Öyle salaklıklar yapıyorsunki, benim bile miğdemi bulandırıyorsun. Sen böyle devam et. Yeni nesile yalancılığı, aldatmayı, kumarı ve camii yerine diskolara gitmeyi öğret. Çocuklar böyle işte. Azıcık aklın olsaydı tövbe etmek için biryerlere giderdin ve yaşayacak olduğun bir kaç seneyi de Allah'la beraber geçirirdin. Sen zaten benim yanımdan ayrılmazsın. Senin yaşında olan bir insanın hala günah işlemeye devam etmesi saçmalık olsada. Sakın beni yalnış anlama, senden hala nefret ediyorum, ve bu böyle devam edecek. Beni gerçekten seviyorsan tabiki bu yazıyı kimseyle paylasmazdın. Ölüm bizi buluşturana kadar.....
ŞEYTAN (ALINTI)
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM(KOVULMUŞ ŞEYTANDAN RABBİME SIĞINIRIM)
12月16日 SEVGİLİ RABBİM
Sevgili Rabbim, Sana söz veriyorum, yiyeceklerim ne kadar kötü lezzette olsa ya da ben ne kadar tok olsam da onları ziyan etmeyeceğim. Sana resimdeki küçük çocuk ve onun gibileri koruman ve bu sefalette ona yol gösterip onu selamete kavuşturman için dualarımı yöneltiyorum. Kendi ilgilerimize ve bencil doğamıza yenilerek çevremizdeki dünyaya karşı duyarsızlaşmamızı engellemen için yalvarıyorum. AMİN. Dilerim bu resim bizlere daima ne kadar şanslı olduğumuzu ve herşeyin sonsuza dek bizim olmadığını hatırlatır. Lütfen dua edin ve dostlarınıza bunu göndererek onların da duaya katılmalarını sağlayın.Dünyanın neresinde acı çekenler varsa onlar için bir dua ... Eğer her birimiz bir cümle olsun dua edersek ve bu arkadaşça hatırlatmayı diğerlerine de yaparsak, ummadığımız kadar iyilik dünyayı saracak. Allah'ın lütufları üzerinize olsun; günlük yiyecek israfımızı düşünelim ve yiyeceklerinizden şikayetçi oldukça bu resim gözlerinizin önüne gelsin ... 12月15日 ARTIK HAYATIMIZDA OLMALI!!!
Bu kitab müjdeleyici ve uyarıcıdır.Fakat onların çoğu yüz çevirdi.artık dinlemezler. Ve dediler ki :Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır.kulaklarımızda da bir ağırlık vardır .Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır.Onun için sende ( istediğini ) yap,biz de yapmaktayız........!!!!! ( fussılet : 4-5 )
'' Nihayet oraya geldiklerı zaman kulakları ,gözleri ve derileri ,isledikleri şeye karsı onların aleyhınde şahitlik edecek.
Derilerine:Niçin aleyhimizde şahitlik ettiniz ? derler.Onlarda :Herseyi konuşturan ALLAH,bizi de konusturdu.İlk defa sizi o yaratmıştır.Yine O'na döndürüluyorsunuz,derler.
Siz ne kulaklarınızın,ne gözlerinizin ,ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz ,yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyecegini sanıyordunuz.
Rabbiniz hakkında beslediğiniz ZAN var ya,işte sizi o mahvetti ve ziyana uğrayanlardan oldunuz......( /41/fussilet:20,21,22,23)
Kim Allahu Teâlâ ile kelam ve sohbet etmek isterse Kur'an okumalıdır. Bu sohbet için günde uygun bir vaktini ayırmalıdır. Hiç değilse bunu namazda yapmalıdır.
Eğer bir günlük gazeteye göz atmak için ayırdığımız zaman kadar Yüce Kur'an'ı okumaya veya televizyondaki bir eğlence programı kadar Allah'ın kelâmını dinlemeye vakit ayıramıyorsak; kalbimizde ciddi bir manevî hastalığın mevcut olduğunu kabul edelim... Buna gaflet ve kalb katılığı denir ki; ilacını bulmaktan çok, içmesi zordur. Her mü'min, Allahu Teâlâ'ya sevilmek istediği kadar Kur'an-ı Hakim okumalıdır. Efendimiz (s.a.v): "Siz Kur'an'la Allah'a döndüğünüz ve yaklaştığınız gibi, hiçbir şeyle O'na yaklaşamazsınız." buyurmuştur. (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 17.) Şimdi, erkek-kadın, köylü-şehirli, âmir-memur, genç-ihtiyar, her mü'minin günlük olarak yüzünden veya ezberinden okuyabileceği bazı sûreleri ve âyetleri zikredeceğiz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, bir defasında ashâb-ı kirâm'a hitaben: "Sizden biriniz, bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan âciz midir?" buyurdular. Bu onlara zor geldi ve: "Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Rasûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: "Kul hüvellahu ahad sûresi, Kur'an'ın üçte birine denktir." buyurdular. (Buhari, Fedâilü'l-Kur'ân, 13; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 11.) Buna göre, kim ihlas sûresini üç defa okursa, bütün Kur'an'ı hatmetmiş gibi olur. Hiç değilse, günde Kur'an-ı Hakim'den bu kadarını okumalıdır. Rahmet Peygamberimizin (s.a.v) haber verdiği şu müjde ve kolaylıklardan nasibimizi almaya bakalım: "Kim geceleyin Bakara sûresinin son iki âyetini (Âmerrasûlü'yü) okursa, bu ona yeter." (Buhari, Fedâilü'l-Kur'ân, 10; Müslim, Müsâfirîn, 255; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 11.) "Allah bu iki âyeti bana Arş'ın altındaki hazineden vermiştir. Onları öğrenin, kadınlarınıza ve çocuklarınıza da öğretip ezberletin. Çünkü bunlar hem salattır, hem duadır, hem Kur'an'dır." (Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân, 14; Ahmed, Müsned IV, 147.) "İçinde Âyete'l-Kürsî okunan eve şeytan girmez. Girmişse okununca çıkar kaçar." (Hâkim, Müstedrek, II, 259; ibnu Hıbban, Sahih, 777.)
"Kur'an'ın kalbi Yâ Sîn'dir. Kim onu Allah'ın rızâsını ve âhireti isteyerek okursa, muhakkak günahları affedilir." (Hâkim, Müstedrek, l, 565; Ebû Dâvud, Hadis no: 3121)
12月7日 BARIŞ, CİHAD, ŞEHİD, GAZA...
(Ey Mü'minler!) NAMAZ NAMÂZ KILMAK Allahü teâlânın en çok beğendiği ve tekrâr tekrâr emretdiği şey, beş vakt namâzdır. Allahü teâlânın, müslimânlara îmân etdikden sonra en önemli emri, namâz kılmakdır. Dînimizde ilk emredilen farz da namâzdır. Kıyâmetde de, îmândan sonra ilk soru namâzdan olacakdır. Beş vakt namâzın hesâbını veren, bütün sıkıntı ve imtihânlardan kurtulup, sonsuz kurtuluşa kavuşur. Cehennem ateşinden kurtulmak ve Cennete kavuşmak, namâzı doğru kılmaya bağlıdır. Doğru namâz için önce kusûrsuz bir abdest almalı, gevşeklik göstermeden namâza başlamalıdır. Namâzdaki her hareketi en iyi şeklde yapmağa uğraşmalıdır. İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaşdıran hayrlı amel, namâzdır. Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Namâz dînin direğidir. Namâz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namâz kılmayan, elbette dînini yıkar). Namâzı doğru kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin, kötü şeyler yapmakdan korunmuş olur. Ankebût sûresinin kırkbeşinci âyetinde meâlen, (Doğru kılınan namâz, insanı pis, çirkin ve yasak işleri işlemekden korur) buyuruldu. Namaz imandan sonra en büyük hakikat...
Kişinin Rabbiyle buluşması,O'na en yakın olduğu anı.. Kur'an'da 70 kere emredilen ibadet.. Peygamber Efendimizin(a.s.m) deyimiyle namaz "Dinin direği","Gözümüzün nuru",Mü'minin miracı".. Namaz en vazgeçilmez ibadet..Namaz yaratılış gayesi..Kainatın neticesi,meyvesi. Bu yüzden Bedir Savaşı'nda bile namazdan vazgeçilmedi..Bu yüzden HZ.Ömer(r.a.)yarasından kanlar akarken bile namaz kıldı ve HZ.Ali(r.a.)ayağındaki okun çıkarılması için namaza durdu..
12月5日 UYARIYORUZ!!!UYARIYORUZ! ALLAH’IN AZABINI HATIRLATIYORUZ! ÜZERİMİZDE KARA BULUTLAR DOLAŞIYOR... BÜYÜK FELAKETLER KAPIMIZIN ÖNÜNDE SIRASINI BEKLİYOR... GÖK...HOMURDANIYOR! YER... AYAĞIMIZIN ALTINDAN KAYIYOR! BİZLER İSE HALA GAFLET İÇERİSİNDEYİZ, UYKUDAYIZ... BOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞIYORUZ. İNSANLARIN SURATI ASIK... ÇEVRENİZE BİR BAKINIZ, HERKES BİRER BUNALIM, BİRER STRES YUVASI OLMUŞ... HUZURU KAYBETMİŞ. MÜSLÜMANLAR! KENDİNİZE GELİNİZ... ZAMAN; AHİR ZAMAN’DIR... ZAMAN; ALLAH’A DÖNÜŞ ZAMANI’DIR... ZAMAN; TEVBE VE İSTİĞFAR ZAMANI’DIR... ‘’KENDİNİZİ VE AİLENİZİ YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUNUZ’’ (TAHRİM, 6) İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK İÇİN GAYRET EDİNİZ! ALLAH’I ve UYKULARI KAÇIRAN ÖLÜMÜ AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ! ETRAFINIZA MERHAMET EDİNİZ Kİ; ALLAH’TA SİZE MERHAMET ETSİN... HELALLERE ve HARAMLARA DİKKAT EDİNİZ! ‘’SADAKALAR; BELÂ VE MUSİBETLERİ YOK EDER...’’ SADAKALARI ÇOĞALTINIZ! EVLERİNİZİ, ALLAH’IN ÂYETLERİNE UYARAK NÛRLANDIRINIZ. HAYATINIZI, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ (s.a.v)’in GÖSTERDİĞİ YOLDA GİDEREK GÜZELLEŞTİRİNİZ, GERÇEK HUZURA VE KURTULUŞA; ANCAK İSLAMI, HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA YAŞAYARAK ULAŞACAĞIMIZI UNUTMAYINIZ. EVLERİNİZE VE AİLENİZE SAHİP ÇIKINIZ! EN BÜYÜK SERMÂYENİZ OLAN ÖMRÜNÜZÜ TELEVİZYON KARŞISINDA TÜKETMEYİNİZ! HER AN ZEHİR AKITAN TELEVİZYON PROGRAMLARI SİZİ CEHENNEME SÜRÜKLEMESİN! DİKKAT EDİNİZ! YARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ... FELÂKETLER TEPEMİZDE KOL GEZİYOR... UNUTMAYINIZ Kİ; ‘’ALLAH’IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR!’’ VAKİT GEÇ OLMADAN KENDİNİZE GELİNİZ, SAMİMİ OLARAK ALLAH (c.c)’tan BAĞIŞLANMAYI DİLEYİNİZ! BAŞKA KAPI YOK... AÇIN ELLERİNİZİ MEVLA’YA... AÇIN ELLERİNİZİ DUA’YA... AÇIN ELLERİNİZİ RAHMETE... AÇIN... AÇIN... |
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|